• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 30 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Atatürk: 2 Şeyde İnkılap Yapamayız!

Atatürk: 2 Şeyde İnkılap Yapamayız!
Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet inkılaplarından ikisinin tutmadığını bakın nasıl anlatmış...

 

 

 

 


 

Tek dil, iki dil, çok dil tartışmalarının sürdüğü bugünlerde Taraf gazetesinde Pazar günleri tarih araştırmalarını aktaran Ayşe Hür'den kuşatıcı bir dosya daha geldi.

Hür, Atatürk'ün iki alanda yapılan inkılabın beklenen sonucu vermediği şeklindeki sözlerini bugünkü yazısına taşıdı...

İşte Hür'ün yazısından ilgili bölümler:

18 Ağustos 1934'te toplanan II. Türk Dil Kurultayı'nda TDTC'nin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu (TDAK) olarak değiştirildi. Kurultaya Sovyet İlimler Akademesi'nden Prof. Samoiloviç "Cuci ulusu Edebi Dili" ve yine aynı akademiden Prof. Meşçanifo "Dilin Neşvünema Tarihi" adlarıyla birer tebliğ sunmuşlardı. Azerbaycan delegesi ahmet Caferoğlu "Rus Dilinde İlk Tür Dili Yadigarları" başlıklı tezini sunarken konu dışına çıkınca Mustafa Kemal salonu terk etmiş, TBMM ve Kurultay Başkanı Kazım (Özalp) Paşa da konuşmacının sözünü keserek kürsüden indirmişti. Kurultayda bundan böyle sunulacak teliğilerin 'Öztürkçe' olması konusunda karar alındı. İlk Öztürkçe sözcükleri de Atatürk bizzat türetmeye çalıştı. Bugün Türkçeye yerleşmiş olan er, subay, kurmay, genel, özel, evrensel, kutsal, ısı, ergenlik, kıvanç gibi sözcükler onun buluşuydu.


Mustafa Kemal Öztürkçe işini öyle önemsemişti ki, kimi konuşmalarında ve yazışmalarında bu sözcükleri kullanmaya başlamıştı. Örneğin 3 Ekim 1934'te İsveç Veliahtı Güstav Adolf onuruna verilen yemekte yaptığı şu konuşma tamamıyla Türkçe köklerden yeni bir dil yaratılabileceğini kanıtlama çabası gibiydi. "Bu gece yüce konuklarımıza, Türkiye'yi uğur getirdiklerini söylerken, duyduğum tükel özgü bir kavançtır. Burada kaldığınız uzca, sizi sarmaktan hiç durmayacak ılık sevgi içinde bu yurtta, yurdunuz için beslenmiş duyguların bir yankısını bulacaksınız. İsveç-Türk uluslarının kazanmış oldukları utkuların silinmez damgalarını tarih taşımaktadır. Süerdemliği, önü, bu iki ulus, ünlü sanlı sözlerinin derinliğinde sonsuz tutmaktadır. Ancak daha başka bir alanda da onlar erdemlerini, o denli yaltırıklı yöntemle göstermişlerdir. Bu yolda kazandıkları utkular, gerçekten daha az özence değer değildir. Avrupa'da iki bitim ucunda yerlerini berkiten uluslarımız, ataç özlüklerinin tüm ıssıları olarak balysak, önürme, uygunluk kıldacıları olmuş bulunuyorlar; onlar bugün en güzel utkuyu kazanmaya anıklanıyorlar; baysal utkusu..."

DİLDE VE MUSİKİDE İNKILAP OLMAZ!

Atatürk'ün ilk başlarda büyük bir anlam yüklediği dil ve musiki inkılabından umduğunu bulamadığını Ayşe Hür'ün şu satırlarından öğreniyoruz:

Peki, sonunda ne oldu? Falih Rıfkı Atay Çankaya'da bunca çabadan sonra varılan sonucu şöyle anlatıyordu: "Bir akşam Atatürk sofra bittikten sonra benim yanı başındaki iskemleye oturmamı emretti. 'Dili bir çıkmaza saplamışızdır,' dedi. Sonra: 'bırakırlar mı dili bu çıkmazda?' Hayır, ama ben de işi başkalarına bırakmam. Çıkmazdan birn kurtaracağız,' dedi. Nihayet Ahmet Cevat Emre Atatürk'ün "İki şeyde inkılap olmaz: Dilde ve musikide!" dediğini kaydedecekti.

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim