• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 33 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Arınç: Her İhtimalde Referandum Var!

Arınç: Her İhtimalde Referandum Var!
Arınç, AK Parti Genel Merkezi'nde bazı yerel televizyonların temsilcilerinin sorularını yanıtladı.

 

 

 

 

 

 

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Yeni Anayasa için, 367 değil, 467 ile bile kabul edilsin Mecliste, biz yine de referanduma gideceğiz. Bunu özel olarak kanuna koyacağız. Kaç oyla kabul edilirse edilsin iş bu anayasa çünkü buna ihtiyacımız var'' dedi.

''Bir partinin, iki partinin çoğunluğuyla kabul edilmiş anayasa değil, Meclisten çıktıktan sonra da halkın çoğunluğuyla kabul edilmiş anayasa bizi daha güçlü yapar'' diyen Arınç, ''Dolayısıyla milletvekili sayımızın hesabı içinde değiliz ama 330'dan aşağısı da bunu halka götürmez'' diye konuştu.

Bakan Arınç, şöyle devam etti:

''Yeni anayasa için, 367 değil, 467 ile bile kabul edilsin Mecliste, biz yine de referanduma gideceğiz. Bunu özel olarak kanuna koyacağız. Kaç oyla kabul edilirse edilsin iş bu anayasa çünkü buna ihtiyacımız var. Bu seçim sonucu açısından şunu söyleyebilirim. Biz en yüksek oyu 2007'de aldık. Yani 2007 yılında yüzde 47, hiçbir partinin ulaşamayacağı bir rakamdır; hem Türkiye şartlarında hem Avrupa şartlarında. Çünkü Türkiye son seçimlerinde, 2002'den önceki seçimlerde 21.5 ile Refah Partisi'nin birinci olduğu, yüzde 22.5 ile DSP'nin birinci olduğu seçimler gördük. Biz yüzde 20'yi bulduğumuzda havalara uçuyorduk ama 2002'de biz yüzde 33 aldık, 2007'de yüzde 47'yi bulduk. Yüzde 47 demek, iki kişiden birisi AK Parti'ye oy veriyor demektir. Dolayısıyla benim şahsi düşüncem; öncelikle bu çıtayı koruyabilmek. İkincisi de bu çıtayı yükseltmek.''

MHP'DEKİ KASET İDDİALARI

Arınç, MHP'deki kaset iddialarına ilişkin, ''Çok sevimsiz bir olay bu. Bizim Türk Ceza Kanunu'nda bu özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, telefon dinlemek, telefonla ortam dinlemesi yapmak veya kamerayla bu şekilde ortam dinlemesi yapmak açıkçası suçtur'' değerlendirmesinde bulundu.

''Birisinin özel hayatı onu ilgilendirir'' diyen Arınç, ''Hem ahlaki açıdan bakıyorum hem de cezai açıdan bakıyorum. Bir defa, bu ceza kanunu bunu yasaklıyor. Fakat son yıllarda teknoloji o hale geldi ki, şurda bir kesme şeker olsa kesme şekerin içindeki dinleme cihazlarıyla her şeyi dinleyebiliyorlar. Türkiye'de bir yasal dinleme var; yargıyla, savcıyla olabiliyor. Bir de herkesin, şu kalemin ucu büyüklüğünde, şu çiçeklerin içine sokulmuş bir şeyle. Benim kalem olarak gördüğüm bir şeyle konuşmalar, görüntüler tespit edilebiliyor. Çok ahlak dışı bir olay. Bir insanın rızası olmadan böyle bir şeyin yapılmasını, hiçbir insan kabul etmez. Ben de şahsen kabul etmiyorum'' dedi.

Bunları bir şekilde yurtiçinden veya yurtdışından yayımlamanın kanunlar açısından da suç olduğuna işaret eden Arınç, onun için durdurma kararları alınabildiğini belirtti. Bakan Arınç, şöyle konuştu:

''O zamana kadar da bunların gittikçe yayılmış, hatta bilgisayar ortamında, internet dünyasından o kadar geniş alanın içerisine giriyor. Türkiye'de yasaklanan bir şey başka linklerle Türkiye içerisine girebiliyor. Demek ki Türkiye'de bu işi meslek edinmiş insanlar var. Amaçları siyasi olabilir, amaçları çıkar sağlamak olabilir, amaçları kendi rakiplerini elimine etmek de olabilir. Şimdi MHP'de yönetici, hakkında çıkarılan kasetin kim tarafından planlandığını düşünürse... Ben 68 kuşağındayım, sağcılardan biri dövüldüğü zaman kesinlikle bu iş solcuların işi derdik, bir yerde bir solcu öldürülse mutlaka bu sağcıların işi derdik. Biz o kavganın içinde idik, biz de tehdit aldık.

MHP aleyhinde bir kaset sürülmüşse bunu başkası da yapabilir ama bunun tam aksi de mümkün olabilir. Kendi partisi içerisinde ya rakibine karşı ya da onu ezmek, yok etmek amacıyla veya onun çevresini boşaltmak amacıyla genel başkana karşı, yine parti içerisinden yapılmış olması da mümkün. Bu AK Parti için de böyle, MHP için de böyle. Siyaset çetinleşince işin nerede duracağı belli olmuyor.

Bu kanunen yasak olan bir şeydir, ahlaken de çirkin olan bir şeydir. Ahlakı bırakalım, ahlakı olmayan bir insana ahlaklı ol denmez ama savcılar, bu konuyla ilgili mutlaka bir soruşturma açmalı. Savcılar işin müştekisine başvuracak, 'kardeşim bu senin hakkında çekilen kamera kaydı, sen şikayetçi misin' diye soracak. Sorması lazım. İkincisi, 'bu konu hakkında ne biliyorsun ve kimlerden şüpheleniyorsun' diye soracak. Üçün cüsü, 'bana bazı bilgiler ver ki ben bu soruşturmayı sağlıklı yapayım' diyecek.''

''MHP'nin iki genel başkan yardımcısı ortalıkta yok. Bu konuyla ilgili, bize şunlar komplo yapmıştır diye bir ifade de vermediler'' diyen Arınç, şunları söyledi:

''Bugün bir tanesinin açıklaması var; Bahçeli'nin söyledikleri beni ilgilendirmez. Evet, ben bir şey yaptım ama aileme karşı sorumluyum' diyor.

Bahçeli İstanbul'da diyor ki; 'aramızda barınmayın, defolun gidin, istemiyoruz.' O da cevap veriyor; 'bu seni ilgilendirmez, ben ancak eşime hesap veririm' diyor. Şimdi savcılık harekete geçsin ve bu olayı araştırsın, dava açsın. 'Yoksa gök kubbeyi başlarına yıkıyoruz' derse Bahçeli, onun anlamı olmaz. Bu bir komplodur diyen insanların veya ben bundan şikayetçiyim diyen insanların, adliyeyi, yargıyı bilgilendirmesi lazım. Bunu yaparlarsa netice alabilirler, yapmazlarsa bunlar arkasından gelir.

İkinci olarak, kanunsuz da olsa, ahlaken de suç da olsa yayınlanan kasetler var. Bu kayıtlar çok rezil, çok insanın içini acıtan, duyduğu zaman, okuduğu zaman hicap duyduğu şeyler. Bu kişiler var ve yanlarında olanlar var. Onların eşleri var, onların çocukları var. İlişkide oldukları kadınların, evli ve çocukları olanlar var. Bu bir facia, eskiden Dallas dizilerinde Ceyar'ların bile yapabileceği şeyler değil ama bunları yapan siyasetçinin bir kimliği varsa o siyasi kimliği temsil eden genel başkanlarının da bu siyasi kimlikten kendisini arındırması lazım. 'Biz böyle bilmiyorduk. Evet, bu insanlar ve bu insanların benzerleri Türkiye'nin ahlaki değerlerine, aile değerlerine, ortak değerlerine hiçbir zaman karşı çıkmayacak, çıkamaz. Bu bizi de üzmüştür. Bu tür insanlar artık partide bulunmayacaktır' demesi ve yerine göre Türk milletinden özür dilemesi lazımdır.''

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim