• BIST 107.700
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 32 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Arınç CHP ve MHP Tabanına Güveniyor

Arınç CHP ve MHP Tabanına Güveniyor
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Anayasa değişikliğinin büyük bir ihtimalle referanduma gideceğini belirterek referandumda alınacak oy ile birlikte CHP ve MHP tabanından gelecek desteğin yüzdesini de açıkladı.

 

 

 

 

 

 

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, şu andaki tablonun, Anayasa değişikliğinin referandumla halkın önüne gideceğini gösterdiğini ifade ederek, ''Türkiye'de büyük bir ekseriyetle Anayasa değişikliğinin gerçekleşeceğini, MHP tabanından en az yüzde 21 destek çıkacağını söyleyebilirim. Bu, CHP tabanından da yüzde 15'in altında kalmaz. Ben en az yüzde 60 bekliyorum'' dedi.

Bakan Arınç, NTV'deki ''Canlı Gaste'' programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Anayasa değişikliği teklifinin siyasi partiler hakkında kapatma davası açılmasını düzenleyen 8. maddesinin TBMM Genel Kurulu'nda görüşüldüğünün hatırlatılması üzerine Arınç, siyasi partilerin demokrasilerin vazgeçilmez unsurları olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

''Eğer biz bugünkü değişikliği yapamazsak veya bu değişiklik kabul edilmezse parlamento tarafından o zaman her parti için başsavcının dava açabileceği ve Anayasa Mahkemesinin bugünkü profiliyle de bu partilerin çoğu zaman kapatılabileceği ihtimal olarak önümüze gelecek. Dolayısıyla siyasi partiler rejimini güçlendirmemiz lazım. Siyasi partiler yine de kapatılabilmeli. Tamamen kapatılamaz hükmünü getiremiyoruz. Türkiye'nin gerçekleri, dünyanın gerçekleri var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin verdiği kararlar var, özgürlüklerin belli açılardan sınırlanması gerekebiliyor ama bunu istisnai noktaya getirebilecek, partilerin kolay kapatılmasını mümkünsüz kılabilecek bir düzenleme yapmamız lazım.''

Daha önceki hükümetler döneminde de bu tür çalışmalar yapıldığını anlatan Arınç, ''Bu sistemde dava açmayı sabahtan akşama kolaylaştırmıyoruz. Dava açma konusunda yine Yargıtay Başsavcısının yetkisi ve görevi olmalı ama bir filtre görevi yani bunu kabul edebilecek, buna izin verebilecek bir sistemi getirmek...'' dedi.

Arınç, ''Birçok parti kapatıldı ama AK Parti kendisine gelene kadar bir inisiyatif sergilemedi'' yönünde eleştiriler olduğunun ifade edilmesi üzerine, bunun yanlış bir değerlendirme olduğunu söyledi. AK Parti'den önce Refah ve Fazilet partilerinde çeşitli görevlerde bulunduğunu kaydeden Arınç, ''Biz her zaman siyasi partileri koruyacak bir sisteme ihtiyaç olduğunu hem söyledik hem de bunu kendi hazırladığımız tekliflerin içine koyduk ama sayımız yeterli değildi, o zamanki konjonktür buna müsait değildi'' diye konuştu.

Bülent Ecevit'in başbakanlığını yaptığı üç partili koalisyon hükümeti döneminde, partisini temsilen Siyasi Partiler Kanunu üzerinde yapılan çalışmalara katıldığını anlatan Arınç, Ecevit'in kendilerine, 'Siyasi partileri koruyacak bir düzenleme yapmamız lazım' dediğini ve o dönemdeki çalışmaları aktardı. Arınç, ''10 sene öncesinden bu tür çalışmalar yapıyorduk. Sonra da bunların gerekliliği ortaya çıktı ama bugüne kadar maalesef bu mümkün olmadı'' dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, ''altında bir cephanelik bulunsa bile partiler kapatılamayacak'' şeklinde bir eleştirisi olduğunun belirtilmesi üzerine Arınç, şunları kaydetti:

''Sayın Baykal burada sadece polemik yapıyor. Bunların hepsi uç örneklerdir. Şu anda yeni düzenlemede de bir siyasi parti kapatılabilir. Onu yasaklamıyoruz, onun kapısını kapatmıyoruz ancak Yargıtay Başsavcısının ciddi bir dava açabilmesi için bir filtreye ihtiyaç var. Yoksa savcı diyor ki 'Benim iki dudağımın arasında değil. Ben sadece dava açarım, görevim dava açmak. Mahkeme karar versin' diyor. Komite, dava açılmasına izin vermezse o parti hakkında kapatma davası açılamayacak ama eğer o partinin işlediği suçlar itibarıyla partinin kapatılmasına yol açacak eylem yapan üyeleri varsa bunlar, şahsi suçları itibarıyla elbette yargılanacak.''

-''AĞIRLIKLI GÖRÜŞ GERİYE YÜRÜMEYECEĞİ ŞEKLİNDE''-

Arınç, ''Değişiklik gerçekleşirse Ahmet Türk'ün Meclis'e dönme ihtimali beliriyor diye bir görüş var. Katılır mısınız?'' sorusunu da şöyle yanıtladı:

''Biz bu hazırlıkları yaparken bu ve buna benzer yani yargılamanın iadesi veya bir başka sebeple, şunlar şunlar da istifa edilebilirler mi... Diyelim ki HSYK ile ilgili bir düzenleme yapıyoruz ama geçmişte HSYK'nın bir savcı hakkında meslekten çıkarma kararı verdiğini, bunun bütün kamuoyunda ben de başta olmak üzere üzüntüyle karşılandığını söyleyebilirim. Acaba bu düzenleme onun mesleğe dönüşünü veya yargı yoluna gidişini mümkün kılabilir mi? Genele yakın yani ağırlıklı görüş 'hayır, bunun mümkün olmadığı'' şeklinde oldu. Ancak bir yorum yapılabilir ve buna yargı 'Bunlar da yararlanabilir' derlerse mümkün olabilir. Ceza hukukunda temel bir prensip var, ceza kanunlarında yapılan sanığın lehinde değişiklikler geçmişe de yürüyebiliyor ama bir anayasal bir madde farklı bir şey. Bir idari farklı bir şey. Buna şüphesiz yargı karar verecek ama şu anda ağırlıklı görüş, geriye yürümeyeceği şeklinde.''

MHP'nin tavrına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine ise Arınç, avukatlık yaptığı dönemde 12 Eylül sonrası ''Manisa, Aydın, Denizli ve İzmir ülkücülerinin davasına baktığını'' belirterek, şunları söyledi:

''O zamandan bu yana ülkücü olduğunu iddia ederek gelen pek çok kişiyle görüşüyorum, bunlardan büyük bir kısmı da geçtiğimiz günlerde bir deklarasyon yayımladı. 12 Eylül'ün mağduru olarak yıllarca cezaevinde kalmış olan insanlar darbeden hesap sorulabilecek bir noktaya Meclis'in gelmiş olmasını büyük bir alkışla, büyük bir açık yüreklilikle kutluyorlar ve MHP'li olarak şu anda kendilerini ifade edenler de MHP'nin buna 'Evet' oyu vermesi gerektiğini söylüyorlar ama Sayın Bahçeli bu deklarasyon üzerine bu kişileri ismen de anmak suretiyle 'eskimiş, müsvedde' kelimeleriyle biraz da küçülterek bir konuşma yaptı.

Buna rağmen ben şunu söyleyebilirim: Bir referandumda bu halkın önüne gelecekse -ki tablo onu gösteriyor- Türkiye'de büyük bir ekseriyetle Anayasa değişikliğinin gerçekleşeceğini, MHP tabanından en az yüzde 21 destek çıkacağını söyleyebilirim. Bu, CHP tabanından da yüzde 15'in altında kalmaz. Söylediğim bir sözü tekrar edeceğim; ben en az yüzde 60 bekliyorum.''

AA
 

 

 

 

 

 

 

 

 

z

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim