• BIST 81.901
  • Altın 146,149
  • Dolar 3,7772
  • Euro 4,0057
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 12 °C
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?

Anadolu Platformundan Açılıma Destek!

Anadolu Platformundan Açılıma Destek!
İstanbul Esenlerde yaptığı kongre ile kendini kamuoyuna duyuran Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu, demokratik açılımı eksene alan Hak ve Özgürlükler konulu bir rapor yayınladı. İşte rapordan çarpıcı başlıklar:

 

 

 

 

 

 

Anadolu'daki 30'a yakın İslami dernek ve vakıf’ın yeni bir hareketin temelini atmak için İstanbul'da bir araya gelerek oluşturduğu Anadolu Eğitim ve Dâvet Gönüllüleri Platformu Hak ve Özgürlükler konulu bir rapor yayınladı. Esas olarak Kürt sorununun İslami değerleri kapsayacak bir biçimde demokratik bir biçimde çözümünü amaçlayan rapor Kürt sorununu oluşturan nedenleri ve çözüm yollarına dair önemli mesajlar veriyor.
“Ülkemizde bir sistem sorunu vardır” tespiti ile başlayan raporun başlangıç bölümünde şu ifadelere yer veriliyor. “Üzerinde yaşadığımız topraklar; din, dil ve gelenek farklılıklarına rağmen milyonlarca insanın vatan kabul ettiği bir yerdir. Bu ülke, gereken zamanlarda hak hukuk gözetilerek alınmayan kararların parçaladığı bir coğrafyadır. Bu ülke, kendini halkın üstünde gören ve halka rağmen bir anlayışla “yeni ve tek tip bir ulus yaratma heveslisi” egemenlerin elinde parçalanmış yürekler coğrafyasıdır. Irkçılığa varan uygulamalarla aynı cephede, aynı amaç uğruna canlarını feda etmiş insanları bugün karşı karşıya getirmiş olması da en can yakıcı gerçeklerdendir.
Ülkemizde bir sistem sorunu bulunmaktadır ve sistem dedikleri şey insanı devletten daha az önemsemekte veya genel anlamda egemenliğin şartı olarak insanın sinmişliğini istemekte, farklılıkları görmezden gelip, tek tipleştirerek sorun çıkmasını önleyeceğini veya çıkan sorunları çözeceğini sanmaktadır.”
İnkârcılık Bırakılıp İslami Kesime Kulak Verilmeli
Bu tespitlerden sonra Kürt sorununu oluşturan inkarcı politikalara değinilerek sorunu oluşturan zihniyeti ve sistem sorununu masaya yatıran rapor konuya ilişkin şu tespitlerde bulunuyor.
“Aslında Kürt diye bir kavim yoktur, onlar dağdaki Türklerdir” gibi aşağılayıcı ifadeler kullanılmış, inkâr siyasetiyle yol alabileceğini sanan egemenler kimseyi dinlememiştir. Kürt sorunu denememiş, Alevilik meselesi açık yüreklilikle gündeme alınmamış, ülkede yaşayan azınlıklar ile ilgili ciddi adımlar atılamamıştır. Hem inkâr siyasetine muhatap olanlar, hem azınlıklar, hem çoğunluk denenler ortaklaşa bir asimilasyona tabi tutulmuştur. Bu asimilasyonun bir uzantısı olarak başörtüsü problemi gibi, kangren olmuş bir mesele ortaya çıkarılmıştır. Asimilasyonla hedeflenen “yeni ulus”un yaratılamayacağı her defasında açığa çıktığı halde “inkâr ve inat siyaseti” sürdürülmüş, sistemin sıkıştığı noktalarda önce şartlar oluşturulmuş daha sonra da darbeler yürürlüğe konulmuştur. Ve darbeler bütün bu çözüm bekleyen meseleleri daha bir içinden çıkılmaz hale getirmiştir.
 Tek tipçi anlayışın imdat freni olarak kullandığı darbeler ayrımcılığa şifa olmadığı gibi, uyguladığı şiddet politikalarıyla, işkencelerle, yıldırma denemeleriyle ülkeye çok pahalıya mal olan bir terör girdabı geliştirdi. Sistem terörden kurtulmak için çatışmayı tek yol olarak gördü ve bu süreç onbinlerce cana, milyarlarca dolar maddi kayba sebebiyet verdi. Bunun sonucu olarak da, cenazelerden beslenen milliyetçilikler gelişti, kavmiyetçilik karşılıklı olarak birbirinden güç aldı. Başta “İstiklal Mahkemeleri”nin yaklaşımları olmak üzere, “Allah diyen herkesin takibata alındığı” süreçlerle Müslümanlar sindirildiğinden, ülke meselelerine yönelik “Müslüman’ca bakış denemeleri” geliştirilemedi. İslâm’ın ırkçılığa yönelik ifadeleriyle ayrımcılık meseleleri ele alınamadı. Müslüman bakış iki uç fikrin arasında sıkıştı; meseleye Müslüman’ca çözüm aramak isteyenler birileri tarafından “Kürtçü” diğerleri tarafından “Şeriatçı” denilerek cendereye alındı.”
Çözüm İslami Değerleri Eksene Almakta
Anadolu Platformunun haklar ve özgürlükler raporunda çözüme dair de önemli tespitlerde bulunuluyor. Bugüne dek görüşlerine değer verilmeyenlerin oluşan ortamda sıranın kendilerine geldiğini düşünerek sürece müdahil olmasını öneren platform “Hayata, ülkeye ve dünyaya “İslâm’ın ufkuyla bakanlar” bugün gelinen noktada, konuşulanların önemsenip dinleneceği bir ortamın geliştiğini bilerek yeniden konuşmayı denemeli ve sorunlara müdahil olmalı, çözüm önerilerini sunmalıdır.” diyerek İslami kesimin sürece daha fazla müdahil olmasını teklif ederek çağrıda bulunuyor.
“Müslümanlar olarak bizler bütün kavimlere, dillere, renklere “Allah’ın ayetleri” olarak bakıyoruz. Zira Kur’an’ı Kerim’de Rum Suresi’nde “Renkler ve diller Allah’ın ayetleridir” denmektedir. Bu bakış, ırkçılık illetini etkisizleştirecek bakıştır. Irkçılık temelli bir siyaset anlayışının egemenlik kurmasını önleyecek bir söylemdir. Bütün çağların bu söyleme muhtaç olduğu bilinmelidir. Müslüman bakış kavmiyetçi temele sahip değildi ama suçlamalar ve baskılar arasında dengeli bir duyarlılık geliştiremedi. Bunun sonucu olarak; dünyada değişik coğrafi sınırlarda yaşanan ezilmişliğe daha rahat bir duyarlılık ve ilgi gösterilirken ülkemiz coğrafyası bundan yeterince nasiplenmedi.” diyerek hem çözümün anahtarını vermekte, hem de özeleştiri de bulunuyor.
“Ne olursa olsun Müslümanlar, yaşadıkları toplumu ilgilendiren her konuya olduğu gibi, Yeni Anayasa ve demokratik açılım konusunda da bütün entelektüel birikimlerini harekete geçirerek müdahil olmak durumundadırlar. Yoksa her şeye itiraz eden ve hiçbir sorunun çözümüne katkı vermeyen hareketler, ne toplumsal taban bulabilir ne de marjinal olmaktan kurtulabilirler. Müslümanların mevcut iktidara ve onun her tavrına angaje olmaları ne kadar sağlıksız bir tavır ise, iktidarın doğru yaptığı icraatlara sırf muhalefet olsun diye karşı çıkmak da aynı derecede sağlıksız bir politik tavırdır. Müslüman’a düşen, sürece insani ve İslami katkı yapacağına inandığı düşüncelerini bir araya getirerek güçlü bir argümanla kamuoyuna sunmak ve değişim isteyen güçlere destek olmaktır. Aksi halde olan biteni Ergenekoncu zihniyetin inisiyatifine bırakmanın sorumluluğunu kimse üstlenemez. Demokratik açılım ve Yeni Anayasa tartışmaları sürecinde Müslümanların başka toplumsal gruplarla erdem temelinde birlikte hareket etmelerinde hiçbir sakınca yoktur. Üstelik bu tavrın dini olarak temellendirilmesi de zor değildir.” Şeklinde görüş beyan eden platform İslami Akla her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu belirterek İslami akılın, tarihe takılıp kalan ve eski çözümleri tekrarlayan bir âtıl akıl değil, her sorunu İslam’ın temel referanslarına yaslanarak çözüm üretmeye çalışan akıldır ifade ediyorlar.
Rapordan Çarpıcı Başlıklar
Ülke coğrafyasında etnik anlamdaki sorunları incelediğimizde karşımıza, gayet insani olan isteklere sırt dönenlerin uygulamaları çıkmaktadır. Ana dilde eğitim, Kürtçe konuşan insanların bazı kişi ve kurumlar tarafından hor görülmemesi, isimleri değiştirilen köylere eski isimlerinin yeniden verilmesi ve kendisini ana dilinde her yerde ifade edebilme gibi isteklere karşı ulusalcı bir bakış geliştirenler, bölge insanını kenara itmeyi tercih etti. Haliyle bir kavmiyetçi duruş başka bir kavmiyetçi duruşu doğurdu, geliştirdi, beslemiş oldu. Ayrıca bölge insanının Şeyh Said Hadisesi, Dersim Meselesi, Koçgiri Olayı gibi geçmişte yaşanan trajedilerden dolayı aldığı derin yaralar bulunmaktadır. Bu olaylar yalnızca bölge insanını değil, ülkenin bütününü etkilemiştir. Vahşetin arkasına sığınanların bugün deşifre edilmesi, olayları kimin nereye götürmek istediğini aydınlatır niteliktedir.
 Bütün bu yaşananlarla birlikte, ülkede özellikle devletin kurucu iradesinin sürekli gündeme getirdiği ve genelde bütün ülkeyi tedirgin eden “ülkenin bütünlüğünün korunması” meselesi gündemdeki yerini korumaktadır. İster Türk, ister Kürt olsun ve diğer unsurlar açısından ülkede birlik temelinde çalışmalar yapılmalı, söylemler buna göre geliştirilmelidir. Unutmayalım ki, bu ülke hepimizin ve huzur hepimizi besleyeceği gibi, huzursuzluk hepimizi tedirgin edecektir. Bu açıdan şu anda gündemde olan açılımları önemsiyor ve açılıma destek vermek gerektiğine inanıyoruz. Bu açılımlar, bugüne kadar yapılması gerekirken alınmayan kararlar konusunda toplumdaki bütün kesimleri umutlandırmıştır.
 “Bu ülke hepimizin diyor” ve bize emanet olan bu topraklara değer veriyorsak, oturup Osmanlı’dan beri “Bu ülke nasıl kurtulur?” sorusu üzerine kafa yoran, raporlar hazırlayan her bir insanla konuşmamız ve kulak vermemiz şart. Ülkede birlikte yaşama üzerine atılan adımları olgunlaştırmak, aynı geminin yolcuları arasında birilerini gemiden atarak geminin ve geminin altını oyarak bir kesimin kurtulmayacağını bilmek zorundayız. Geçmişte Anadolu coğrafyasındaki halkların birliği çağrısını yapan İdris-i Bitlisi’nin Yavuz Selim’le diyalogu tarihin tozlu raflarına atılmış bir hikâye olmamalı. İdris-i Bitlisi ile bugün de konuşmayı sürdürmeliyiz. Ayrıca yapmamız gereken bir şey daha var ve bunu ciddiye almalıyız: İrtica masalı yazmayı bırakıp, hep birlikte ülkeye yol aldıracak projeleri konuşmalıyız.
 Türkiye’de yaşayan Müslümanlar olarak, toplumun tüm kesimleriyle birlikte ülkemizde yaşanan her gelişmeden az veya çok etkilenmemiz kaçınılmazdır. Çoğu zaman ülkenin siyasetini, ticaretini, sosyal ve kültürel hareketliliğini kontrol edemezsek de sonuçlarından etkilenmekteyiz. Bu durum toplumdaki her türlü üretim ve tüketim ilişkilerine ilgi duymamızı, müdahil olmamız gerektiğini ortaya çıkarır. Bu zorunluluk sosyolojik bir gereklilik olmadan evvel Allah’ın halifesi olmamızdan da kaynaklanan bir mecburiyettir. Ayetin ifadesi ile yeryüzünde bozgunculuk (adaletsizlik, azgınlık,) kalmayıp, ana meşruiyet kaynağı Allah oluncaya kadar toplumsal ceht (mücadele) hali sürdürme hassasiyeti korunmak şartı ile her gelişmeye müdahil olabilmenin yolları aranmalıdır.
 Anayasa ile ilgili süreçte her toplumsal kesim kendi hassasiyetlerinin ve ağırlığının Anayasa’da en fazla yer bulması için gayret gösterecektir. Bu çalışmaların devam ettiği süreçte her toplumsal kesim önerilerini belirlerken İslami kesimin sessiz kalması ve gelişmeleri izlemekle yetinmesi kabul edilemez. Her toplumsal kesim gibi İslami kesim de tüm birikimini kullanarak sürece kendi açısından pozitif katkı yapmak durumundadır. “Madem rejim İslami değildir, o halde Müslümanların onun açmazlarına cevap aramalarına yol açacak müzakerelerin içine girmeleri gereksizdir” veya “ iktidar yeni anayasa ve demokratik açılım sürecine Müslümanları da dâhil ederek toplumsal muhalefeti yok etmek istiyor” türünden argümanlar bizim gerçekliğimizden uzaktır.
 Ne olursa olsun Müslümanlar, yaşadıkları toplumu ilgilendiren her konuya olduğu gibi, Yeni Anayasa ve demokratik açılım konusunda da bütün entelektüel birikimlerini harekete geçirerek müdahil olmak durumundadırlar. Yoksa her şeye itiraz eden ve hiçbir sorunun çözümüne katkı vermeyen hareketler, ne toplumsal taban bulabilir ne de marjinal olmaktan kurtulabilirler. Müslümanların mevcut iktidara ve onun her tavrına angaje olmaları ne kadar sağlıksız bir tavır ise, iktidarın doğru yaptığı icraatlara sırf muhalefet olsun diye karşı çıkmak da aynı derecede sağlıksız bir politik tavırdır.
 Müslüman’a düşen, sürece insani ve İslami katkı yapacağına inandığı düşüncelerini bir araya getirerek güçlü bir argümanla kamuoyuna sunmak ve değişim isteyen güçlere destek olmaktır. Aksi halde olan biteni Ergenekoncu zihniyetin inisiyatifine bırakmanın sorumluluğunu kimse üstlenemez.
 Demokratik açılım ve Yeni Anayasa tartışmaları sürecinde Müslümanların başka toplumsal gruplarla erdem temelinde birlikte hareket etmelerinde hiçbir sakınca yoktur. Üstelik bu tavrın dini olarak temellendirilmesi de zor değildir.

ÖZGÜN DURUŞ

 

 

 

 

Y

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Davutoğlu'ndan Darbe Komisyonu'na Yanıt!12 Ocak 2017 Perşembe 11:08
  • Kıbrıs Haritaları BM'nin Kasasında!12 Ocak 2017 Perşembe 10:33
  • CHP Bunu da Yaptı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:29
  • Amerika'dan Skandal! PYD’yi Masada İstiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:25
  • Rusya’dan Vize Atağı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:21
  • Irak, Nükleer Programa Geçiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:18
  • Başika’da Kalacağız!12 Ocak 2017 Perşembe 10:14
  • Diyarbakır'da 13 Köyde Sokağa Çıkma Yasağı!12 Ocak 2017 Perşembe 09:43
  • ABD'ye Terör Tepkisi!12 Ocak 2017 Perşembe 09:29
  • Bize destek olur musunuz?12 Ocak 2017 Perşembe 00:05
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim