• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 13 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Almanya Kendine Uygun İslam'ı Arıyor!

Almanya Kendine Uygun İslamı Arıyor!
Almanya'da yaşayan Müslümanlar açısından 2010 yılı İslam'a karşı düşmanlık ve saldırıların da arttığı bir yıl...

 

 

 

 

Almanya’da 2010 yılı rekorlar yılı olarak geçti. Müslümanlar açısından baktığımızda İslam’a karşı düşmanlık ve Müslümanlara yönelik saldırıların da arttığı bir yıl olarak görülebilir. Uyum tartışmaları, dil ve işsizlik sorunları, gençler arasındaki şiddet gibi konular medyada öne çıkarılarak bir de bunlara Alman Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyesi Thilo Sarrazin’in hiç te görev bölgesi olmadığı halde Türkler ve Araplar hakkında hakaretlerle dolu gen tartışmaları eklenince elbette kamuoyunun bir kısmının İslam’ı tehlike görmesi kaçınılmaz gibi oldu. Son anketle yapılan istatistik sonuçları Almanların ve Fransızların yüzde 40’ının böyle düşündüğünü ortaya koydu.

Sarrazin ırkçı iddialarını bir kitapta da toplayınca hem peşin hükümler grafiği hem de Sarrazin’in servet grafiği zirveye doğru hızlı bir tırmanışa geçti. ‘Almanya kendini yokediyor’ (Deutschland schafft sich ab) isimli kitap 1,2 Milyon adet sattı, Thilo 3 Milyon Avro’dan fazla bir servet sahibi oldu.

Artık sıradan gündem konuları arasına giren, konzerfatif partilerin göçmenlere karşı çoğunlukla olumsuz yaklaşımları, onlara muhalefet sol kesimin de genellikle göçmenleri savunan şekliyle ortaya çıkan uyum tartışmaları daha önceki yıllarda olduğu gibi 2010’da da, sonuç itibariyle faydadan çok yabancı düşmanlığını ve peşin hükümleri arttırdığı halde yine devam etti. Ancak neticede göçmenlerin hakları bakımından önemli bir değişiklikten sözedilemez.

Almanya’ya ilk gelen Müslümanlardan bahsettiğimizde, büyük kitleler halinde iş göçü ile gelenler elbette Türkler. Daha sonra Ortadoğu’dan, Kuzey Afrika’dan, ve diğer birçok İslam ülkelerinden gelen Müslüman göçmenler mevcut. Tabi bir de son yıllarda sayıları giderek artan Alman asıllı Müslümanları da bu kategoriye katmak gerekiyor. Resmi olmayan verilere göre Alman asıllı Müslümanların sayısı çoktan 100 bini geçti. Yaklaşık 4 Milyon Müslümandan 2,7 Milyonu Müslüman Türklerden oluşuyor.

2010 yılında siyasi platformda ‘Migranten’ (Göçmenler) ya da ‘Göç arka planlı vatandaş’ kavramları yalnızca Müslümanları kasteder hale geldi ve yapılan tartışmaların odak noktasında adeta sadece Müslümanlar yeralmaya başladı. Bu genel kavram altında bazı siyasi kesimler politik rant amaçlı olarak uyum tartışmalarını hiç gündemden düşürmek istemiyor.

Halbuki Müslümanlar bu toplumun bir parçası olarak görülmek ve kendileriyle doğrudan alakalı problemlerin de toplumun genel problemleri arasında değerlendirilerek çözülmesini istiyor. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un, Doğu Almanya’nın Batı Almanya’ya katılarak birleştirilmesinin 20. yılı kutlamasında, ‘Hristiyanlık ve Yahudilik gibi İslam da Almanya’nın bir parçasıdır.’ sözü olumlu bir gelişme olarak görülebilir.

Almanya İslam Konferansı

Geçen yıl Almanya İslam Konferansı’nın daha başlamadan sonuçsuz biteceği belli oldu. Zira 2009’da göreve gelen yeni İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, Almanya’daki Müslümanların çoğunluğunu temsil eden dört büyük konseyin biraraya gelerek kurduğu KRM (Müslümanlar Koordinasyon Konseyi)’nin üyelerinden birini, Milli Görüşe bağlı Islramrat (İslam Konseyi)’ni konferansa çağırmayacağını açıkladı. Gerekçe olarak da, sonunda aleyhinde hiçbir delil bulunamayan Milli Görüş hakkında başlatılan soruşturmayı göstermişti.

KRM’nin tüzüğüne göre üyelerden birinin dışlandığı bir konferansa diğerlerinin de katılmaması gerekiyordu. Ancak KRM’nin uzun görüşmelerden sonra aldığı kararla Diyanete bağlı DİTİB ile Süleyman Efendi hz.lerinin cemaatini temsil eden Türk İslam Kültür Merkezleri Birliği bu yılki Almanya İslam Konferansı’na katıldı.

17 Mayıs’ta başlayan İslam konferansı, katılanların karşılıklı sert eleştiri ve tartışmalar yaptığı bir toplantıdan öteye geçemedi. Kalıcı somut çözüm önerileri yerine ikide bir sürekli gündeme getirilen ve bu konularla İslam’ın kamuoyuna bir öcü gibi gösterilmek istendiği kadın-erkek eşitliği, fundamentalizm, terörizm gibi konular ele alındı.

Buna rağmen Alman İçişleri Bakanı De Maiziere konferansın başarıyla sonuçlandığını ilan etti. Toplantının son derece geniş kapsamlı ve düzeyli gerçekleştiğini söyledi. Herşeyden önemlisi de artık Almanya, gelecekte camilerde görev yapacak ve kendi istediği gibi bir İslam’ı Müslümanlara anlatacak yerli imamlar yetiştirme konusuna da sıcak bakıyordu. 2010 yılının başında federal ve eyalet temsilcisi proflar ve politikacılardan oluşan ‘Bilim Şurası’ üniversitelerde imam yetiştirilmesi için bir tavsiye vermişti. Tavsiyeye göre Hristiyan Teoloji bölümlerine bağlı olarak Almanya’nın iki-üç üniversitesinde ‘İslam Bilimleri Enstitüsü’ açılacaktı. Nitekim 2011/2012 öğretim yılında eğitime başlamak üzere Tübingen Üniversitesi’nde böyle bir enstitünün açılacağı Ekim 2010’da kamuoyuna duyuruldu.

2010’un incisi ırkçı sosyalist Sarrazin

Bazıları Thilo Sarrazin’in isminden dolayı, ortaçağda Avrupalıların Müslüman Araplara Sarrazene adını vermelerinden dolayı Arap soyundan olabileceği yönünde bazı yorumlarda bulundular. İster öyle olsun isterse halis Alman ırkından olsun geçen yıla damgasını vuranlardan biri de Türklere ve Araplara yönelik hakaretler içeren açıklamalarıyla dikkatleri kendi üzerine çekmeyi başaran Sosyal Demokrat Parti SPD’den Berlin eski Ekonomi Senatörü yeni Alman Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyesi Sarrazin idi. Müslümanların genetik olarak aptal olduklarını iddia eden solcu ırkçı Sarrazin’in çıkışları, Yahudilere karşı yapılmış olsaydı yer yerinden oynar ve Sarrazin ismi bir daha hiç anılmamak üzere ortadan kaybolurdu.

cak bunun tam tersi bir şekilde Sarrazin’in ortaya koyduğu yeni model ırkçılık, Müslümanlara karşı yapıldığında, bu ismi taşımadan, ama yine de bir ırkı ya da dini kesimi aşaladığı halde artık orta ve üstü sınıfın rahatlıkla tartışabildiği, siyasi salonlara da rahatça girebilen bir konu haline geldi.

Her ne kadar SPD, Sarrazin’i kendisine gerektiğinden fazla önem verilen, ne dediğinin farkında olmayan, aptal bir siyasetçi olarak lanse etmek istese de bunda başarılı olamadı. Partiden ihracını bile sağlayamadı. Helmut Schmidt gibi yabancılara karşı hoşgörüsü ve politik tecrübesiyle sosyal demokratların ‘Guru’su denilebilecek bir şahsiyet bile, Merkez Bankasındaki görevine son verilen Sarrazin’in partiden atılmasına karşı çıktı.

Hayatı boyunca hep ekonomiyle meşgul olan Sarrazin birinci kitabından elde ettiği serveti yağlı bulmuş olacak ki, şimdilerde Müslümanlar ve İslam hakkında yeni bir kitap yazmaya başladı. Almanya’nın ünlü magazin gazetesi ‘Bild’de alıntıları yayınlanan yeni kitabında Sarrazin yine İslam’a hakaretlerle başlamış. Sarrazin, hiçbir dinin İslam kadar şiddete ve teröre yatkın olmadığını iddia ediyor. Birinci kitabına gösterilen ilgi elbette bazı siyasi kesimler için istatistik önem taşıyordu. ‘Mademki halk arasında Sarrazin’in düşüncelerine rağbet var, o halde halk aşırı ırkçılara yöneleceğini, biz ılımlı ırkçılık yaparak halkın dikkatini üzerimize çekelim’ diyen Hristiyan Demokrat siyasetçilerin sayısı hiç te küçümsenmeyecek kadar çok. 2011’de de Sarrazin ismi yine dikkatlerimizi çekmeye devam edecek.

Almanya’da ilk Türk bakan

Geçen yılın önemli sayılabilecek gelişmelerinden biri de babası 50 yıl önce Anadolu’dan Almanya’ya gelerek misafir işçi olarak çalışmaya başlayan bir Türk bayanın, Aygül Özkan’ın şimdiki Cumhurbaşkanı, o zamanki Aşağı Saksonya Eyalet Başbakanı Christian Wulff tarafından Eyalet Sosyal İşler Bakanlığına atanmasıydı.

Elli yıldır bu ülkenin her kesiminde varlığını gösteren bir kitlenin hala bu toplumun bir parçası olduğuna inanmayanlar için elbette şok bir gelişmeydi bu. Yabancılara daha çok kapılarının açık olduğunu düşünen Sosyal Demokratlar bir Türkü bakan tayin etmeye cesaret edemezken, Hristiyan Demokrat Parti CDU’dan Wulff bunu başardı.

Kendi ifadesiyle hiç de dindar bir Müslüman olmadığını, ancak İslami bayramları ailesiyle birlikte kutladığını söyleyen Aygül Özkan, medyada Almanya’nın ilk Müslüman bakanı olarak lanse edildi. İslam’ı modern bir şekilde yaşamanın dini bayramları kutlamaktan ibaret olduğunu söyleyen bir kişi Almanya’nın ilk Müslüman bakanı olmuştu.

Modern Müslüman bakan Aygül Özkan’ın ilk siyasi açıklaması, yabancı çocuklarının daha erken ana okuluna gitmesi gerektiği savından sonra, resmi okullarda Katolik Hristiyanların sembolü haç ile Müslüman kız öğrencilerin başörtüsünün yasaklanma teklifiydi. Özkan’ın bu teklifine Müslümanlardan çok, kendi partisi CDU’dan haç dolayısıyla daha büyük bir tepki geldi. CDU Fraksiyon Başkanı Stefan Müller, Özkan’ın başörtüsü ve haç’la ilgili teklifini ürkütücü ve hatalı bulduğunu söyledi. Eyalet Başbakanı Wulff da başında bulunduğu Eyalet hükümetinin okullarda bulunan haçları memnuniyetle karşıladığını, din özgürlüğüne uygun olarak Müslüman kız öğrencilerin de başlarını örtebileceklerini, Özkan’ın konuyla ilgili sözlerinin kendisinin şahsi görüşleri olduğunu belirtti.

Netice itibariyle geçen yıl da yine Müslümanlar uyum tartışmaları, terör alarmları, camilere yapılan saldırılar ve havaalanlarında ayrımcı uygulama teklifleri gibi siyasi ve sosyal çalkantılarla tedirgin edildi. İslam ve Müslümanlar hakkında peşin hükümlere yenileri eklendi. 2011’de de gelişmeler gözönüne alındığında çok farklı bir durumun ortaya çıkmayacağı aşikar. Bütün olumsuzluklara rağmen kervan yoluna devam ediyor.

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim