• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 11 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

AK Parti'den CHP'ye Davutoğlu Kapağı!

AK Partiden CHPye Davutoğlu Kapağı!
AK Parti Medya ve Tanıtımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, AK Parti'ye sert yönelik eleştiriler yönelten CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na düzenlediği bir basın toplantısı ile cevap verdi.

Hüseyin Çelik, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu için 'İleri derecede geri zekâlı' ifadesini kullanan CHP Genel Başkanı için, "Sayın Davutoğlu'nu ilk akademisyenlik günlerinden itibaren tanıyan bir arkadaşı olarak söylüyorum, Sayın Davutoğlu, zekâsının zekâtını verse bir ömür boyu Kılıçdaroğlu'na yeter. Siz insanlara bu şekilde çamur atarak, hakaret ederek muhalefet yaptığınızı mı sanıyorsunuz?" diye sordu.

Hüseyin Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, CHP'nin muhalefette olmasına rağmen kan kaybettiğini savundu. CHP'li milletvekillerinin ve parti sözcülerinin her fırsatta Başbakan Erdoğan'ı hedef almasını CHP'de bir Recep Tayyip Erdoğan fobisi ve saplantısı oluşmasına bağlayan Çelik, "Onun karizmatik liderliğinin dayanılmaz ağırlığı altında eziliyorlar." ifadelerini kullandı.

ŞAM BABASINA CEVAP

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısında Başbakan Erdoğan için kullandığı "Sen Şam fatihi değil, olsan olsan Şam babası olursun" şeklindeki ifadelere de değinen Çelik, şöyle devam etti: "Bu kadar pespaye, bu kadar sokak ağzı, TBMM'nin çatısı altına yakışır mı? Bir genel başkan bu kadar basit bir söylemle halkının karşısına çıkar mı? Sayın Başbakan 'Şam fatihi' olmak gibi bir iddiada değil. Şam'ın sokaklarında Sayın Başbakan, halkının gönlünü çoktan fethetmiş Sayın Kılıçdaroğlu. Sen sokakta 3 gün 3 gece dolaş seni tanımazlar bile Şam'da. Beyrut'ta da tanımazlar, Amman'da da tanımazlar, Kahire'de de tanımazlar, bilmezler ama Sayın Erdoğan gidip Beyrut'ta miting yapıyor."

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun mezhepçi politika yürütüldüğü iddialarını da cevap veren Çelik, "Kaddafi Sünni miydi Alevi miydi Şii miydi? Kaddafi Sünni idi, Hüsnü Mübarek de Sünni idi, Yemen'in başındaki insan da Sünni idi. Ama biz iki ülke için ABD'yle ters düştük. Hangisidir bunlar İran ve Suriye. İkisinin de yönetimi Şii'dir. Biz o konularda onların haklı olduğuna inandığımız için bu meselelerde Türkiye üzerine düşeni yapmıştır. Bundan sonra da yapacaktır. Dolayısıyla bizi böyle itham etmek nadanlıktan başka bir şey değildir." değerlendirmesinde bulundu.

DOĞALGAZA ZAMMI PETROL FİYATLARIYLA SAVUNDU

Hüseyin Çelik'in değindiği bir başka konu ise doğalgaza yapılan zam ve bu konuda yöneltilen eleştiriler oldu. Çelik, nominal rakamlar üzerinden değerlendirme yapılmasını eleştirerek, vatandaşların yapılan zamma rağmen eskiye oranla maaşlarının daha az kısmını doğalgaza ödediklerini söyledi. 2002'de 200 kilovatsaat harcama yapan bir asgari ücretlinin, aldığı maaşın yüzde 20,2'sini elektrik faturasına ödediğini kaydeden bugün ise aynı harcamanın söz konusu kişinin maaşı içindeki payının yüzde 9,6 olduğunu söyledi.

Doğalgaz zammı için bir diğer nedenin de petrol fiyatları olduğunu kaydeden Çelik, "Türkiye, doğalgazı dışarıdan ithal ediyor. Son 3 yılda bizim enerjiye verdiğimiz para 250 milyar dolardır. Bizim öyle doğalgaz, petrol yataklarımız yok. Bu Hükümet, 3 yıl boyunca doğalgaza zam yapmadı. 1 Şubat 2009'da ise doğalgaz fiyatında yüzde 14'lük, 1 Mayıs 2009'da yüzde 21 indirim yapıldı. İndirim yapıldığı zaman iyi. Peki, dünyada petrol, doğalgaz fiyatları altüst olduğu zaman, zam yapıldığı zaman niçin birileri kıyameti koparıyor. 2009'da ham petrolün varil fiyatı 57 dolardı. Dün itibarıyla 115 dolara çıktı. Tam yüzde 101 artış söz konusu. Türkiye doğalgazda kendisini sadece Rusya'ya mahkûm etmiş değil. Başka ülkelerden de doğalgaz alıyoruz. Hatta uzun pazarlıklar sonunda Rusya'dan alınan doğalgazın fiyatında indirime gidildi. Nükleer santral projesi hayata geçtiğinde Rusya'dan 6,5 milyar dolarlık daha az doğalgaz satın almış olacağız. Sabah akşam nükleer enerjiye karşı çıkanların da bunu bilmesi gerekiyor. Sayın Kılıçdaroğlu, kelimeleri, özellikle rakamları çarpıtıyor. Gözünün içine baka baka halkımızı aldatıyor."

SEÇİLME YAŞININ 18'E DÜŞÜRÜLMESİ

Seçilme yaşının 18'e indirilmesi konusunda kararlı olduklarını aktaran AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, seçilme yaşı 18'e indiği zaman TBMM'nin yüzde 70'inin 18 yaşındaki gençlerden oluşmayacağını söyledi.

Seçilme yaşının 25 olmasına rağmen bugün Meclis'te 25 yaşında iki kişinin bulunduğuna dikkati çeken Çelik, "18 yaşına indiği zaman da bütün 18 yaşındaki gençler Meclis'i dolduracaklar, 'nerede tecrübe, akil adamlar nerede olacak' diye bir endişeye gerek yok. Bu şudur, biz gençliğimize güveniyoruz. Seçme ehliyetine sahip olan, reşit olan bir genç, TBMM'de kendi emsalleri olan milyonlarca insan adına konuşma ehliyetine sahiptir diye düşünüyoruz ve bu düzenlemeyi yapacağız. '18 yaşındaki gençler askerlik yapmamış, Anayasa'da 'milletvekilliğine aday olmak için askerliğini yapmış olmak' diyor. Onu ne yapacaksınız' Onu da şöyle yapacağız; anayasada bir değişiklik yapılacak 'askerlikle ilişiği olmamak' şeklinde bunu düzenleyeceğiz." dedi.

Seçilme yaşının 18'e çekilmesi sonrasında bu kişilerin askerlik durumlarının ne olacağına da açıklık getiren Çelik, "Diyelim ki 18 yaşındaki genç geldi milletvekili oldu. AK Parti'nin standartlarına bakarsanız üç dönem ancak milletvekili olabilir. Üst üste her seferinde listeye konur ve seçilirse. 9 sene sonra askere gidebilecek bu da demektir ki 27 yaşında olacak. Rahatlıkla gidip yine askerliğini yapabilir. Yani kimseyi askerlikten muaf tutmuyoruz." diye ekledi.

Askerlere oy kullandırılmamasının ise doğru olmayan bir uygulama olduğunu belirten Hüseyin Çelik, "Askeri kışlaların ve birliklerin içine siyasi partilerin afişleri, flamaları asılmayacak. Kimse, 'Komutan, şu askerleri meydana topla da ben gelip bir propaganda yapayım' demeyecek. Kışlanın içinde böyle bir şey olmayacak. Askerler, bulundukları yerlerde kendilerine en yakın sandıklarda gidip oylarını kullanırlarsa, bu ülkenin yönetimine bu vatan evlatları da katılmış olur." ifadelerini kullandı.

Kendisine daraltılmış seçim bölgeleri konusunda bir soru yöneltilen Hüseyin Çelik, bu uygulamanın milletvekilleri ile seçim bölgeleri arasındaki bağlantıyı kuvvetlendirmek adına yapıldığını söyledi.

"PARTİLİ CUMHURBAŞKANI MESELESİNDE ROL YAPMAYA GEREK YOK"

Kendisine başkanlık sistemi konusunda AK Parti'nin netleşmiş bir görüşü olup olmadığı sorulan Çelik, bu konuda ise şöyle konuştu: "Partili cumhurbaşkanı meselesinde biz niye birbirimize rol yapıyoruz. Cumhurbaşkanı seçildiğinde partisiyle ilişkisi kesilir, partinin genel başkanı olmayabilir, partiyle hiçbir bağı kalmayabilir ama siz insanlara bir görev verdiğiniz zaman gönül bağını yok edebilir misiniz? Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün AK Parti'nin kurucularındandı, AK Parti hükümetlerinin ilk Başbakanı oldu. Şu an cumhurbaşkanı olarak anayasa neyi emrediyorsa onu yapıyor ve yapmak zorunda Ama Sayın Gül oy kullanmaya gittiği zaman herhalde CHP'ye oy vermiyor. Onun için Celal Bayar ve İsmet İnönü de partili cumhurbaşkanıydı. Kâğıt üzerinde, mevzuat üzerinde değişiklik yaparak birbirimizi kandırmayalım, rol yapmayalım. Onun için partili cumhurbaşkanı, eğer başkanlık veya yarı başkanlık olmayacaksa doğru bir tercihtir. Seçime gideceğiz yarın. Diyelim ki Sayın Başbakan, aday oldu. Bütün AK Parti teşkilatları Sayın Başbakan'ın seçilmesi için seferber olmayacak mı? Seçildiği gün, 'arkadaş ben sizi tanımıyorum' böyle bir şey var mı? Dolayısıyla zaten eğer millet tarafından cumhurbaşkanı seçiliyorsa o eski formatı artık sürdüremezsiniz. Yüzde 51 oy almış bir cumhurbaşkanından söz ediyoruz. Bu önemli bir değişmedir."

"RECEP GÜVEN'İN AÇIKLAMALARI SIKINTILI"

Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven'in açıklamaları da sorulan Hüseyin Çelik, "Bana göre Emniyet Müdürü'nün en büyük hatası bir basın toplantısı yapıp bir politikacı gibi görüş izharında bulunmasıdır." dedi.

Çelik, şöyle devam etti: "Bırakın bu işi siyasetçiler yapsın. Bir bürokrat, başkasının itirazına yol açmayacak şekilde bağlı bulunduğu siyasi iradenin talimatları doğrultusunda icraat yapar. Siz icracı birimlersiniz. Bir bürokrat ne kadar çok konuşursa o kadar ofsayta düşer. Onun için Sayın Emniyet Müdürü'nün görevi değil, böyle bir konuşmayı yapmış olması yanlıştır. Siyasetçilerin yapacağı şeyi yapmış olması yanlıştır. Söylediği ifadeler sıkıntılıdır. Çıkış noktası itibarıyla iyi niyetli buluyorum. Sayın Emniyet Müdürü'nün iyi niyetinden hiçbir şüphem yok. Hepimiz her zaman şunu söylüyoruz; 'İnsan ölümlerine sevinmek mümkün değildir'. Keşke bu dağdaki insanlar hiç eline silah almamış olsaydı. Keşke Türkiye'nin başına böyle bir terör musibeti sarılmamış olsaydı. Keşke bu insanlar evlerini, anne babalarını, yerlerini yurtlarını terk edip birçok insanın kanına girmeselerdi, onlar da bu yolda öldürülmeseydi. Hepimiz bunu istemiyor muyuz? Bunu herkes söylüyor. Eminim ki Emniyet Müdürü de aslında bunu kast etmiştir."

Bülent Arınç'ın Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası yaptığı açıklamaların, kendisinin şahsi görüşü olduğunu hatırlatan Hüseyin Çelik, "Ama o akşam burada, AK Parti MYK'sında bu mesele konuşuldu. MYK üyelerinin genel kanaati benim bu anlattığım çerçevededir. Bu Emniyet Müdürümüzün ifadelerinin 'çok sıkıntılı' olduğu yönündedir." dedi.


CİHAN

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim