• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 29 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Adli Tıp Cezaevindeki Muhaliflere Şahinleşiyor!

Adli Tıp Cezaevindeki Muhaliflere Şahinleşiyor!
Türkiye’de idam cezası kalktı ancak özellikle mütedeyyin hasta mahkûm ve tutuklulara yönelik işlemler, bir “gizli idam” politikası izlenimini uyandıracak kadar sarsıcı. Bunun son örnekleri Cahit Durmaz ve Fikret Bayram’da somutlaşı

 

 

 

 

 

Türkiye'de ölümcül hastalığa yakalanan mahkumlar, Ergenekoncu kanadın bir mensubu değillerse binbir zorlukla Adli Tıp'a sevk edilebilmekte. Hastalığın pençesinde kıvranan tutuklular, son aşamada ve büyük zorluklarla sevk edildikleri Adli Tıp'tan bu sefer gelecek cevabı beklemek durumundalar. Gelen cevapların bir anlam ifade etmediği çoğu zaman cezaevinden çıkan mahkumlar bir müddet sonra hayatlarını kaybediyorlar. Bunun son örneği Diyarbakır D Tipinde yaşanırken bir örnek de hala Ankara 2 Nolu F Tipinde yaşanmaktadır.

Mehmet Özcan'ın Doğru Haber gazetesinde bildirdiğine göre Ankara Sincan 2 Nolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan kolon kanseri hasta mahkûm Cahit Durmaz, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 08.12.2009 tarihinde kendisine verdiği cezaevinde kalamaz raporuna rağmen serbest bırakılmıyor. Hastanenin Durmaz'a verdiği raporda; "Hastalık süreklilik arz etmektedir. Cezasının cezaevinde infazı durumunda hayati tehlikesi mevcuttur. Hastanın cezasının 6 ay süre ile tehir edilmesi ve 6 ay sonra kontrolü uygundur." denmesine rağmen Durmaz, halen cezaevinde tutuluyor. Durmaz'ın avukatı Abdülgani Orhan, cezaevi savcısı ve yönetiminin hastane raporunu zamanında işleme koymadığını, ısrarlı girişimlerine rağmen hasta müvekkilinin serbest bırakılmadığını ancak iki ay sonra İstanbul Adli Tıp'a yeniden test için gönderildiğini belirtti.

Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü'nde İzleme Kurulları ve Terör Bürosunda görevli tetkik hâkimi Hakan Arabacı, gazete muhabiri Özcan'ın başvurusu üzerine yaptığı açıklamada, Ankara Numune Hastanesi'nin verdiği raporun geçerli olduğunu ve bunun mahkeme tarafından dikkate alınması gerektiğini belirtti. Ancak infazın tehir edilmesi için Ankara Numune'nin verdiği raporun tek başına geçerli olamayacağını, Adli Tıp Kurumu'nun da onaylaması sonrası hastanın tahliye edilerek tedavisinin dışarıda yapılabileceğini ifade etti. Hâkim Arabacı; 'dosyanın tamamlanmış olması durumunda eğer savcı gerekeni yapmıyorsa yasal durumun dışına çıkmış olacağını' belirtti.

MECLİS İNSAN HAKLARI KOMİSYONUNA DİLEKÇE

Cahit Durmaz'ın eşi Necla Durmaz, Ankara Numune Hastanesinin kanser olan eşi için "cezaevinde kalamaz" raporu vermesine rağmen yetkili mercilerin kör ve sağır kesildiklerini söyledi. Eşine cezaevinde kalamaz raporu verilmesinden beş ay geçmesine rağmen bir sonuç çıkmadığını ve eşinin halen cezaevinde bir şey yiyip içemediğini, adeta ölümü beklediğini söyleyen Necla Hanım, Meclis İnsan Hakları Komisyonu'na dilekçe yazdığını ve dilekçesini Komisyon Başkanı Zafer Üskül'e ulaştırdığını söyledi. Ankara'da Mazlumder'i de ziyaret eden Necla Hanım burada yaptığı açıklamada, cezaevinden tekrar hastaneye kaldırılan eşini gördüğünü ancak hastalığı nedeniyle tanıyamadığını belirtti. Eşinin hastalığı nedeniyle bakıma muhtaç olduğunu ifade eden Necla Hanım, eşinin daha önce Cumhurbaşkanınca affı için mektup yazdığını belirterek yetkilileri göreve çağırdı.

CEZAEVİ SAVCI VE MÜDÜRÜNE SUÇ DUYURUSU

Yaklaşık beş aydır Ankara Numune Hastanesinin verdiği raporu cezaevi yönetimi ve savcısına gönderdiklerini belirten Av. Abdulgani Orhan, buna rağmen müvekkilinin mağduriyetinin giderilmediğini bu durumda hem cezaevi yönetimi hem de cezaevi savcısı hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti.

Cahit Durmaz'ın acil olarak Numune Hastanesine kaldırıldığını belirten Ağabeyi Eyüp Durmaz ise "Görünce kardeşimi tanıyamadım. 15 gündür sudan başka bir şey ne içiyor ne de yiyor. Ama o haliyle hala serbest bırakmıyorlar. Bu işin peşini bırakmayacağız." diyor.

Önce Musa Özer, ardından Ahmet Şahin, Seyid Ali Demiryol... Şimdi de Cahit Durmaz'ın yaşadıkları cezaevlerinde gizli bir idam mı var sorularını akıllara getirdi. Diğer tutukluların aileleri ise çocuklarının geleceklerinden endişe duyduklarını ve yetkililerin bir an evvel bir adım atmasını beklediklerini dile getirdiler.

Hukuksuzluğun Bir Diğer Adı: Fikret Bayram

Yine Doğru Haber gazetesinin gündeme getirdiği cezaevlerindeki bir diğer hak ihlali ise Fikret Bayram'ın yaşadıklarıyla ilgili. Fikret Bayram için Adli Tıp Kurumunun Parapleji (belden aşağısı felç) teşhisi koymasına rağmen kendisiyle çelişerek cezaevinde kalmasına onay verdiği karara Adli Tıp uzmanlarından da tepkiler geldi.

İstanbul Adlî Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu, Batman M Tipi Cezaevi'nde arkadaşlarının yardımıyla yaşamını sürdüren Bayram hakkında, Batman Devlet Hastanesi ve Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin verdiği "Yüzde 95 sakat ve bakıma muhtaçtır." raporlarını görmezden gelerek, "Sürekli hastalığı yoktur." raporu vermişti. Adli Tıp Kurumunun bu tip vakalarda, böyle kararlar verebildiğini ifade eden Adli Tıp Uzmanı Hamit Hancı, başkalarının bakım ve yardımına ihtiyacı olan Bayram'ın Anayasa'nın 14/b maddesinden yararlanması gerektiğini vurguladı.

Emrah Tel'in haberine göre Fikret Bayram ile ilgili Adli Tıp Kurumunun verdiği kararı doğru bulmadığını ifade eden İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Nevzat Alkan ise Fikret Bayram ile ilgili karar verenlerin öncelikle kendilerini de onun yerine koymaları gerektiğini vurguladı. Alkan, "Bayram, vücudunun yüzde 95'ini kullanamıyor ve bu durum Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi raporu ile mevcut. Yani muhtemelen birilerinin yardımıyla yaşamını sürdürüyor. Bu tür raporlar verilirken kendimizi o kişilerin yerine bırakarak düşünmemiz gerekiyor." diyerek verilen kararı doğru bulmadığını ifade etti.

Adli Tıp Muhaliflere Şahinleşiyor!

Her geçen gün bir önceki kararıyla çelişen düzmece raporlar düzenleyen Adli Tıp'ın son günlerde verdiği bazı raporlar, kurumun artık "derin yapının" bir parçası haline geldiği yönünde ciddi kuşkular uyandırıyor.

Ergenekon'un Emniyet bağlantılı odak ismi olarak bilinen tutuklu sanık İbrahim Şahin için Kasım 2009'da düzenlediği raporda "Sağlık durumunun cezaevinde kalmasına engel olmadığı" yönünde beyanda bulunan Adli Tıp Kurumu, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin isteğiyle yeni bir rapor hazırlamış ve Şahin'in sağlık sorunları sebebiyle cezai ehliyete sahip olmadığı belirtilmişti.

Şahin'in sağlık durumunda herhangi bir değişme olmadığı halde Adli Tıp Kurumunun birbirine zıt raporlar düzenlemesi, aslında son süreçte zirve yapan ideolojik ayrışmanın etkisiyle kurumun da kendi bünyesinde tamamen bir ideolojik erozyon yaşadığı kuşkularına yol açıyor.

Bu duruma yol açan sebeplerin başında Fikret Bayram'la ilgili düzenlediği skandal rapor bağlamında Taraf Gazetesi'nin "Örgütüne Göre Adli Tıp Raporu" tespiti geliyor.

Üst yargı kurumlarında sancılı bir hal alan ideolojik/keyfi davranışların, Adli Tıp koridorlarına da yansıdığı net bir şekilde görülüyor. Adaletin tecellisi için belirleyici konumda olan raporlarıyla bilinen Adli Tıp, Ergenekon sanıkları için tahliyenin ikinci adresi olma yoluna girerken bu durum, bundan sonra hiçbir kurumun güvenli olamayacağına ilişkin kanaatleri de güçlendiriyor.

 

haksözhaber

 

 

 

 

g

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim