• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 13 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

Adem ve Hamit'e: Gelsin Polat Alemdar Sizi Kurtarsın!

Adem ve Hamite: Gelsin Polat Alemdar Sizi Kurtarsın!
Suriye'de 2 ay alıkonulan gazeteciler Adem Özköse ve Hamit Coşkun'un iade süreçlerine ilişkin ayrıntılar netleşti.

Belgesel çekmek için gittikleri Suriye’de 58’i hücrede olmak üzere 70 gün geçiren gazeteciler Adem Özköse ve Hamit Coşkun, Başbakanlığa ait uçakla Tahran’dan İstanbul’a gelirten yaşadıklarını şöyle anlattı:
 
ADEM ÖZKÖSE
Bir araca bindik, Hamit kamerayı açtı. Hem çekim yapıp hem konuşarak ilerlerken birdenbire 60-70 kişilik silahlı sivil bir grubun ortasında kaldık. Şoförlüğümüzü yapan mihmandarı araçtan indirdiler. Gruptan birisi bizim aracın direksiyonuna geçti. Bizi bir evin bodrumuna götürdüler.
Son namazımmış gibi...
Gözlerimi bağladılar. Ellerimizi kelepçelediler. Başlarımıza silahları dayadılar. Kendi aralarında bizi ne yapacaklarını konuşuyorlardı. Kafaları karışıktı. Muhaliflerin elinde olan Esed yanlılarıyla takas yapmak istiyorlardı. Öldürmekten bahsediyorlardı. O zaman ben namaz kılmak istedim ve son namazımmış gibi kıldım. Hamit’e de ’Sen de bir namaz kıl’ dedim. Orada o hissi yaşadım. Çünkü konuşmalarından bazılarının yaşlarının çok küçük olduğunu anlıyordum.
 
Şam’da hücre günleri
Dokuzuncu bizi polise teslim ettiler, ’Tamam kurtulduk. Türkiye bizi alacak’ diye düşündük. Ama sonra askerler gelip bizi aldı. Karargaha girince, askerler bize Türkiye’ye, Başbakana, Dışişleri Bakanına hakaret etmeye başladı. Bize kötü davrandılar. Sonra bir helikopter geldi, bizi bindirip Şam’a götürdüler. Helikopterden alıp arabaya binerken, ABD’nin Guantanamo’da esirlere yaptığı gibi bir muameleyle yere serip üstümüze oturarak götürdüler. Daha sonra cezaevinde hücreye koydular.
 
52 gün sonra görüştük
2 metre uzunluğunda ve 1 metre genişliğindeki hücrede beton zemine elleri kelepçeli şekilde oturup sorguya aldılar. Birbirimizi tam 52 gün sonra gördük. 6. ya da 7. güne kadar birbirimizin sesini de duyamadık. Hamit de ben de birbirimizden haber alamayınca, hayat belirtisi olmayınca yemek yemedik. Günler sonra ben Kuran okurken Hamit sesimi duyup yaşadığımı fark etmiş. ’Abi nasılsın?’ diye seslendi.
Hücredeyken Kurtlar Vadisi dizisi üzerinden dalga geçen gardiyanlar, ‘Polat Alemdar kurtarsın sizi. Sizin bir tane Polat Alemdar’ınız var bizim bin tane’ dedi.
 
Zihnimize not ettik
Hücrede, kalem, kağıt, kitap ve aynaya bakmak yasaktı. Tuvalete günde 3 kez belirli saatler dışında gidemiyorduk. En çok duyduğumuz kelime Arapça ’memnu’ yani yasak kelimesiydi. Plastik ve yıkanmayan aynı kapta yoğurt getiriyorlardı. Kaşık yasaktı. Tuvalet sınırlı olduğu için de ayrıca kendimizi beslenme konusunda sınırlıyorduk. Açlığımızı bastırmak için yiyorduk o kadar. Suriye’ye belgesel çekmek, hikaye çıkarmak için gittik. Biz aslında hayatımızın belgeselini çekmişiz; farkında değiliz. Dünyanın en ilginç belgesellerinden birini yaşadık. Belgesel çekmişiz. Orada, yaşadıklarımı sanki bir kitap yazıyor gibi zihnime notlar alıyorduk. Hücrede şahit olduklarımızı yazacağım. Kitabın adı ’Hücre’ olacak.
HAMİT COŞKUN:
Ölüm korkusunu, silahlı grubun ortasında kaldığımız ilk andan itibaren hissettim. Aracımızın şoförünü bir başka aracın bagajına sokarlarken gördüğümde korku tavan yaptı. İdlib’in Fua isimli köyünde gözaltına alındıktan sonra bir eve gözlerimiz bağlı şekilde götürüldük. Orada beklerken, başka bir silahlı grup geldi ve bizi oradan aldı. Başka bir eve götürdüler. Ben onlara ’Muhalifler, ellerinde olan bir arkadaşınızı öldürürse ne yaparsınız?’ diye sorduğumda bana, ’Biz de bizim elimizde olanları öldürürüz’ diye cevap veriyorlardı. Gözaltında tutulduğumuz evdekilerin hepsinin yüzleri poşuyla kapalıydı. Sadece gözlerini görebiliyorduk. Tutulduğumuz odadan sadece tuvalet ihtiyacı için çıkıyorduk. Tuvalete gidip gelirken 3 kişi silah doğrultuyordu.
 
Bir iyi bir kötü haber
80 yaşındaki dedem Yahya Coşkun ben Suriye’de tutukluyken vefat etti. Bunu Türkiye’ye dönüş yolunda ağabeyim Yahya Coşkun’dan öğrendim. Galatasaray taraftarıyım. Türkiye’ye dönüş için uçağa binişimizden yarım saat önce Galatasaray’ın şampiyon olduğunu öğrendim. Suriyelilerin elinden kurtulduktan sonra İran’a geldiğimizde babamı arayıp, ‘Erol Coşkun’la mı görüşüyorum. Oğlunuz elimizde harçlığına zam yapmazsanız onu vermeyeceğiz’ diye espri yaptım. Hücredeyken zihnimde senaryolar yazdım. Zaman içinde bunları beyazperdeye yansıtmayı düşünüyorum.
Tercümanla sorgu
Adem Özköse çocuğuna, Hamit Coşkun ise annesine sarılarak hasret giderdi. Özköse, Suriyelilerin kendisini Arapça bildiği için Arapça sorgulandığını söyledi.
Coşkun ise Türkçe bilen bir tercüman aracılığıyla sorgulandığını anlattı.
‘Vicdan silahlardan daha güçlü’
Adem Özköse ve Hamit Coşkun, Suriye’de geçirdikleri süre boyunca başlarından geçenleri düzenlenen basın toplantısında paylaştı. Özköse, “Ben, kalbin, vicdanın, duanın silahlardan daha güçlü olduğuna inanıyorum. Bu süreçte de, vicdani diplomasi, kalp, dualar silahlara galip geldi” dedi. Hamit Coşkun, “Özgürlük dünyanın en güzel şeyi” derken, İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Yıldırım, Suriye’de bulunan 13 yabancı gazetecinin bırakılması için de devreye gireceklerini söyledi.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim