• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 8 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

“Abdestli Kapitalizm”e Karşı “Teyemmümlü Komünizm!”

“Abdestli Kapitalizm”e Karşı “Teyemmümlü Komünizm!”
"Adaletsizliğin, kitlesel yoksulluk ve acıların çözümü bu tür yardım ve infaklardan geçmiyor." diyen Ali Bulaç, son dönemde 'Kur'an'da komunist ayetler var!' hezeyanıyla başlayan furyayı değerlendirdi.
Hayli uzun zamandır Müslümanlar kendi kelimeleriyle düşünmüyor, varlık dünyasını, hayatı ve olayları kendi bilgi, düşünce ve irfan kaynaklarından hareketle anlamlandıramıyorlar. İslam zihin ve kültür dünyamızda varlığını sürdürüyor, ama ne İslam adına sahip olduğumuz bilgi imana dönüşüyor ne iman tutum ve davranışlarımızda tezahür ediyor. İçinde yaşadığımız sosyo politik sistemin İslam’ın asli ve amir hükümleriyle ilişkisi olmadığı gibi, iktisadi hayat ve teamüllerin de İslam’la ilişkileri yok denecek kadar azdır. Esasında Müslümanlar, kendilerine ait olmayan bir evrende varlığını sürdürüyor. Böyle olunca başkalarının, elbette bugün hala hakim kültürü temsil eden Batılıların aklıyla düşünmeye çalışıyorlar.

Son zamanlarda özellikle Türkiye’de sermayenin ve bürokratik statülerin el değiştirmesiyle Müslümanlar ciddi bir sınavdan geçiyorlar. Giderek eskiden savundukları ideallerinden uzaklaşıyorlar, bunu reel politik ve değişen toplumsal şartlara bağlayıp kendilerini bir tür rahatlatıyorlar. Bu konuda bir hanım yazarımız, iki de bir eskiden ne kadar idealist –biraz da gerçeklerden kopuk ve hayalci- düşündüğümüzü gündeme getirip bir yandan sanki hayıflanır gibi yapıyor diğer yandan hala o ideallerin peşinde olanlara biraz da iktidara olan yakınlığın kendisine sağladığı imkanlara sırtını yaslayıp istihfafla bakıyor.

Bu ve bu çizgideki yazarlara baktığınızda, yapmanız gereken şey verili/reel dünyayı kabullenmektir. Herkes işine baksın, rahat edeceği alanları genişletsin, “İslamcılık, İslam devleti, siyasetin dini hükümlere göre düşünülmesi, yeni bir dünya tahayyülü, liberal kapitalizmin dışında adaletli bölüşüm sistemi” gibi idealleri ve söylemleri bir kenara bıraksın.

Diğer bir uçta başka aşırılık gelişme istidadı gösteriyor. Yapısı sorgulanmadan adaletsiz hüviyetiyle Müslümanların kullandığı iktidarı eleştireyim ve doğru yolu göstereyim darken kullanılan kavramsal çerçeve, analiz yöntemi, başvurulan kelime ve dil, jargon bir başka aşırılığa kapı aralıyor. Bunlara göre olup bitten “abdestli kapitalizm”dir, Ebu Zer ruhuna dönüp, basit ve sınırlı ihtiyaçları karşılayacak miktarın dışında kalan servetin tamamını dağıtmak lazımdır.

Dağıtmadan kastedilen infaktır. Ama Kur’an ve Sünnet’te emredilen infakın, modern dünyada liberal piyasanın vahşi kapitalizm adı altında işleyen acımasız mekanizmasının yıkıcı etkilerine nasıl karşı konulacağı veya yerine adil bir ekonomik ilişkiler sistemini getirmenin mümkün olup olmadığı konularında en ufak bir bilgi vermiyorlar, yol gösteremiyorlar. Böyle olunca fazla servetin infak olarak dağıtılması, giderek sayıları ve acıları katlanarak artmakta olan yoksullara ve açlara günlük yiyecek kabilinden balık dağıtmaktan ibaret kalıyor. Zaten eleştirdikleri hocalar da “yoksulluğa ve işsizliğe çare yoktur, bu küresel-yapısal bir sorundur, biz Müslümanlar yardım edelim” demekle yetiniyorlar. Esasında bakıldığında belediyeler, hayır kuruluşları, devlet ve hayır sahibi zenginler yardım yapıyorlar. Ama biliyoruz ki, adaletsizliğin, kitlesel yoksulluk ve acıların çözümü bu tür yardım ve infaklardan geçmiyor. Hatta kendi sistematikleri içinde infak fonksiyonel, dönüştürücü ve yeni bir sistemin kurucu unsuru kullanılmadığında, yarayı pansuman eder, buda geçici rahatlık sağlamanın ötesine geçmez.

Çözüm olarak ortaya somut şeyler konulmadıkça, bu sefer birileri çıkar “abdestli kapitalizm”e hasım “teyemmümlü komünizm” söylemi mi geliştirilmek isteniyor diye sorabilir. Bu söylemin gerisinde İslam’ın meşru ve sahih geleneğine yabancı mülkiyet düşmanlığı, helal olmayan servet üzerinden zenginliğe ve zenginlere karşı nefret ve husumet geliştirmekten başka bir şey gözükmüyor. Bu ise bizim yaramızın merhemi değildir. Kapitalizme ihtiyacımız olmadığı gibi komünizme, sosyalizme de ihtiyacımız yoktur.

Hem dünya hem İslam dünyasında bazı ülkeler sosyalizmi denedi; komünizm ve sosyalizmin denendiği yerlerde insanlar bu sistemlerin acı meyvesini tattı, herhangi kalıcı, sahici bir çözüm olmadıkları açıkça anlaşıldı. Denenmişi denemek veya kapitalizm üzerine İslami sos çekenler gibi komünizm veya sosyalizm üzerine İslami sos çekmek akıl karı değildir.

Mesele polemik konusu olmamalı. Kırmadan dökmeden, sövüp hakaret etmeden, edeb ve nezaket kuralları içinde, birbirimizin hak ve hukukuna ihtiram göstererek bu konuyu teşrih masasına yatıralım.

Ali Bulaç
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
selamunaleyk
2011-08-20 10:10:57
Demekki ney miş efendim.. 'Kur’an ve Sünnet’te emredilen infak, vahşi kapitalizm karşısında tutunamıyormuş.O halde haydi Abdestli kapatalizme...Nede olsa gazeteleri, banka asyaları, vs. zaten bu çarkın dişlisi olmuş..
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim