• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 19 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

ABD ve Rusya, İsrail’in Güvenliği İçin Suriye’yi Bölüyor!

ABD ve Rusya, İsrail’in Güvenliği İçin Suriye’yi Bölüyor!
Osman Atalay yazdı...

Suriye’de akan kan devam ediyor. Dün Bosna, Kosova ve Çeçenistan’da yaşanan katliamlara duyarlı olan kesimler bugün Suriyeli Müslümanların katledilmesine karşı seyirci durumundalar. Boşnaklara beyaz Müslüman, Suriyeli kardeşlerimize zenci Müslüman yaklaşımını görüyoruz.

BM, Arap Ligi ve İİT gibi yaptırım gücü olmayan pasif/ sabıkalı kurumlardan medet umma girişimlerinin sonuçsuz kalması ile birlikte Suriye toplumunun nasıl katliama maruz kaldığını izliyoruz. Bosna katliamının yaşandığı dönemde Boşnak direnişçilerinin ve halkının nasıl silahlandırıldığını, askerlerin Türkiye’de nasıl tedavi edildiğini, Türk solu ve sağının Boşnak halkını nasıl bağrına bastığını gördük. İran, Suud, Bahreyn, Katar, Abd, Fransa, İngiltere ve İtalya’nın Bosna’da akan kanı 3,5 yıl seyrettikten sonra durdurma çabalarına şahit olduk.

Bugün Suriye’de yaşanan katliama maalesef batı-doğu dünyası siyasi ulusal çıkarları açısından bakmakta ve Suriye halkının yıkımına seyirci kalmaktadır.

Türkiye’de ulusal sol çevreler ile birlikte bazı muhafazakar kurum ve İslamcı yazarların da son günlerde Suriye meselesine vicdan, ahlak, merhamet ve din perspektifinden değil de, Siyasi açıdan bakmaları çok ürkütücü.

Suriye muhalefeti ve direnişçileri 18 aydır asla batı müdahalesi istemediklerini, sadece kendilerini savunacak silahlara sahip olma hakkının engellenmemesini isteyip duruyorlar.

ABD Dışişleri Bakanı Clinton, Türkiye’de ısrarla; “Direniş cephelerine asla ağır silahlar verilmeyecek. Bu silahlar radikal İslamcılar ve El Kaide’nin eline geçer” diyerek son noktayı koydu. Beşşar, uçuşa yasak bölgelerin oluşmaması ile birlikte gayet rahat bir şekilde Suriye’nin şehirlerini havadan karadan bombalamaya devam ediyor. Putin 2 ay evvel İsrail’e gitti ve bu görüşme İsrail’in bölgesel güvenliği için çok önemli bir görüşmeydi.

ABD ve Rusya, Suriye’ye yaptırım kararını geciktirerek ülkenin parçalanma sürecini hızlandırmaktadır.

Lübnanlı Dürzilerin lideri Sosyalist Velid Canbolad, ömrünü bölgenin siyasi mücadelesine adamış deneyimli bir politikacıdır. Geçtiğimiz günlerde Aksiyon muhabiri Haşim Söylemez’e verdiği mülakatta çok önemli tespitlerde bulunmuştu.

Diyor ki Dürzi lider Canbolat: “1916 yılında Sykes-Picot Anlaşması projesine göre Fransa Suriye’yi bölmek istiyordu ve İskenderun sancağında bir Alevi devleti, Halep devleti, Şam devleti ve Dürzî devleti oluşturmak istiyordu. Dürzîler Sultan Atraş liderliğinde bu projeye karşı çıktı ve Suriyeliler ile birlik olarak bölünmeye engel oldular. Şimdi 2012 yılındayız ve 1916 yılına tekrar dönmüş gibiyiz. Aynı senaryo tekrarlanıyor ve bizleri yaklaşık 100 yıl geriye götürdüler.

Rusya bugünlerde yine Çarlık Rusya’sı dönemini yaşamaya çalışıyor. Rusya, Amerika ve İsrail Suriye’nin bölünmesi üzerinde planlar yapmaktadır ve belki de Türkiye bu tehlikeli oyunun içerisinde bulunuyor. Rusya’nın yanında bölgede yükselen bir başka ülke ise İran. Esed rejimini korumaya çalışıyor ama Esed’in düşeceğini anlarsa (ki bence düşecek) Suriye’nin bölünmesinde ortak olacaktır. İran, Esed rejimine Suriye’yi yıkmak için maddi yardım, silah yardımı yapmakta. Görülen o ki İran bir Nusayri devletinin oluşturulmasından yana. Tabii bir Nusayri devleti oluşturulmasının yanında bir petrol hattı projesi bulunuyor. Basra (Irak) ile Tartus (Suriye) arasında bir petrol boru hattından bahsediliyor. İlaveten Rusya, İran ve Maliki iktidarı arasında silah satış anlaşmaları bulunuyor. Bütün bu plan ve oyunlar Suriye halkına yönelik.

Tarihe dönersek Osmanlılar İranlılarla bir sürü savaşa girdi. Türkler o dönemde Basra’da bulunuyorlardı. Bugün Fars imparatorluğu (İran) Lübnan’ın sahillerinde, güneyinde, Lübnan’ın içinde ve aynı zamanda Suriye’de. İşte bugünkü fark burada ortaya çıkıyor.

Rusya–İran siyaseti ve direnişçilere ağır silahlar (uçaksavar gibi) verilmemesi yüzünden Suriye’nin birliği tehlikede. Batı’nın Suriye’ye direkt müdahalesine karşıyız ama direnişçilere silah yardımı yapılmasını istiyoruz. Maalesef bu konuda adım atılmadı. Tunus’ta, İstanbul’da ve Paris’te Suriye Dostları Konferansları yapıldı; bunların hepsi boş geçti. Sanki Batı, Suriye’deki katliama ortak oluyor ve hiçbir şey yapmıyor.

Bir tek sebebi var; sonraki gelişmelerin İsrail üzerinde tehlike oluşturmaması. Herkesin tek derdi İsrail’in korunması ve güvenliğidir. İran’ın bu konudaki siyaseti nedir bilmiyorum, onun üzerinde büyük soru işaretleri bulunuyor. Ama Putin İsrail’i ziyaret etti. Amerika’daki Yahudi lobisinin ardından ikinci büyük Yahudi lobisi Moskova’da. Putin, İsrail’e bölgede gelişen olayların kendisine etki etmeyeceği garantisi vermiştir.

Şu anda dünyanın tek derdi İsrail’i füzelerden, kimyasal silahlardan korumak. Onun için Ürdün’de CIA elemanları, Tartus’ta ise Rus özel timcileri bulunuyor..”

Suriye direnişi ve gerçeğini anlamak için Ortadoğu’ya kulak vermek lazım. Mısır, Tunus, Libya devrimlerinin dinamikleri ve bu coğrafyanın Müslümanlarına inanmak, sandıktan çıkan tercihlere kulak vermek insafla, adaletle bakabilmek lazım..

YENİ AKİT


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim