• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 24 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

ABD ORTADOĞU'DA İFLAS ETTİ!

ABD ORTADOĞUDA İFLAS ETTİ!

 






 

Ortadoğu bir süredir oldukça hareketli günler yaşıyor. Tunus'ta başlayan eylemlerin ardından Mısır günlerdir bir türlü sakinleşmiyor. Yemen, Ürdün ve Suriye'de de irili ufaklı bazı gösterilere şahitlik ediyor, Ortadoğu'daki yönetimlerin 'domino etkisiyle' birbirleri ardına devrilip devrilmeyeceğini tartışıyoruz hararetli bir biçimde günlerdir. ABD'nin ilk başlardaki temkinli tavrı, yerini yavaş yavaş değişim yanlısı bir söyleme bıraktı. Biz de Ortadoğu'yu ve dünyanın geleceğinin bu olaylardan nasıl etkileneceğini Amerikan Ulusal İstihbarat Kurulu (CIA) adına Türkiye ve pek çok Ortadoğu ülkesinde görevler yapmış olan Graham E. Fuller'e yorumlattık. CIA'in eski Başkan Yardımcısı Graham Fuller 'Türkiye'nin Yeni Jeopolitiği', 'Türkiye'nin Kürt Sorunu' kitaplarının da yazarı. Halen Kanada'daki Simon Fraser Üniversitesi'nde dersler veren Fuller, yıllarca bulunduğu Ortadoğu ve İslam coğrafyası üzerine yaptığı değerlendirmelerle tanınmış, Türkiye medyasında oldukça tartışılan bir isim...

CIA'in Ortadoğu ve Türkiye Masası eski Şefi olarak tanıdığımız Graham E. Fuller ile telefonla görüştük. Fuller'in değişen dünya ve Ortadoğu dengeleri ile ilgili AKŞAM'A yaptığı çarpıcı analizler şöyle:

- Neden sizce Ortadoğu'da birbiri ardına gelen bu gösterileri şu anda görüyoruz? Zamanlamanın önemi nedir?

Bence özellikle Arap dünyasındaki sorunlar çok uzun zamandır devam ediyordu ve bu alanda çalışan kişiler yıllardır sorunların ne kadar kötüleştiğinin farkındaydı. Bölgede özellikle ABD'nin desteklediği otoriter liderler konusunda çok büyük rahatsızlıklar vardı. ABD'nin müzakerelerde İsrail ve Araplar arasındaki dengesiz yaklaşımı ve tarafsız bir arabulucu olmayı başaramaması da bu sürece katkıda bulundu. Tüm bu hayal kırıklıkları bir süredir zaten vardı. Bu nedenle 9/11(11 Eylül) olayı bu coğrafyayı çok iyi bilen insanlar için sürpriz değildi. Bu bir şoktu ama bölgeyi bilenler 'Aman tanrım, bu nasıl olabilir!' demedi. Çünkü ortada çok fazla neden vardı.

- 11 Eylül ile bu olayları nasıl bağdaştırıyorsunuz?

Bunlar bence aynı hayal kırıklığı, öfke ve hoşnutsuzluk serisinin yansıması. ABD'nin tek başına tüm bu olaylardan sorumlu olduğunu söylemek istemiyorum, öyle değil. Ortada bu olaylara neden olan yerel sorunlar da var. Ama ABD siyaseti bence sorunları kötüleştirdi. Bir başka deyişle 9/11 mevcut olan rahatsızlığın ortaya konulduğu bir ifade yöntemiydi. Bu nedenle, bölgedeki ılımlı değil, en radikal grubun harekete geçmesi şaşırtıcı değildi. Ama şu anda biz, radikallerin yer almadığı, ılımlı olanların devrimci hareketler ve isyanlar için Arap dünyasındaki pek çok ülkede harekete geçtiğini görüyoruz.

- Mübarek'in ve Mısır'ın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Mübarek kendisi bitti bana kalırsa. Bu, ordunun güç kullanmayı reddettiği günden belli olmuş bir gerçeklik. Ama şu anda kimin Mübarek'in yerine geçeceği konusunda çok özenli bir dans izliyoruz. Bence bir oranda bağımsız görüşleri olan ve eski rejimle ilişkilendirilmeyen herkes geçiş döneminde kabul edilebilir. Ama uzun dönemde halk, seçimlerle ne tür bir lider istediğine karar verecek.

İSLAM DEVRİMİ İHTİMALİ ZAYIF

- Geçiş dönemi sonunda İran'daki gibi İslamcı bir harekete dönüşmesini bekliyor musunuz?

Ben iki hareket arasında yakın benzerlikler gör müyorum. Bu olayda da tıpkı İran Şahı Rıza Pehlevi gibi iktidarda kalma hedefinde olan bir lider (Mübarek) olduğu gerçek. Ama onun dışında daha çok farklılıklar görüyorum. Mesela şu anda ortada Humeyni gibi çok karizmatik ve birleştirici bir figür yok. Sanırım Mısır'ın doğası İran'daki kadar siyasi açıdan şiddetli değil. Ama bekleyip görmemiz gerek tabii ki.

- Müslüman Kardeşler ne kadar radikal?

Türklerin perspektifinden Müslüman Kardeşler çok radikal görülebilir. Ama ben Türkiye'dekiler de dahil Müslüman hareketlere geniş bir uluslararası perspektiften bakmaya çalışıyorum ve dünyadaki diğer İslamcı hareketlerle kıyaslıyorum. Bu açıdan Müslüman Kardeşler'i şiddet kullanan El Kaide, Pakistan'daki köktendinciler veya Afganistan'daki Taliban'la kıyaslayınca o kadar radikal gör müyorum. Müslüman Kardeşler'i çizginin ortasında görüyorum, orta dereceden ılımlıya doğru bir yerde duruyorlar bence.

- 'Müslüman Kardeşler İslam devrimi yapacak' fikrine pek kredi vermiyorsunuz anladığım kadarıyla. Öyle mi?

Hayır, bence bunun olma ihtimali çok düşük. Müslüman Kardeşler çok iyi bilinen bir yapılanma ve neredeyse 100 yıldır ortalıktalar. Örgüt son 50 yıldır Mısır'da hiç şiddet kullanmadı. Sanıyorum, bu konuda öğrendikleri bazı dersler var ve yavaşça ılımlı bir yola doğru evrilmeye devam ediyorlar.

4 ABD'nin Ortadoğu'da olanlara karşı şu ana dek verdiği tepkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Korkarım ki şimdiye kadar ABD siyaseti biraz zayıf, yavaş ve yetersizdi.

- Neden böyle oldu?

Çünkü bu olayın nasıl sonuçlanacağını bilemezsiniz. Eğer sadece 1-2 gün sürse, sonra Mübarek tarafından bastırılsa ve ABD hükümeti başından 'Mübarek'in çekilmesini istediğini' söylese, gelecekte çok zor bir durum yaratırdı. Bu nedenle, hükümetlerin mevcut hükümetin çekilmesini istemeden önce bu konuda çok temkinli olmalarına şaşırmıyorum. Özellikle de kendilerinin 30 yıldır destekledikleri bir hükümetten bahsediyorsak...

- Washington'daki genel algı nasıl Müslüman Kardeşler konusunda?

Washington'da farklı yorumlamalar var bence. İlki, İsrail yanlısı gruptan. Bunlar, Müslüman Kardeşler konusunda çok eleştireller ve örgütü 'Geleceğin Humeyni'sini çıkaracak' ve 'Mısır İran olacak' gibi oldukça aşırı şeklinde yaftalamak istiyorlar. Bir de, muhafazakarlar var. Onlar da ideolojikler ama 'demokrasinin her şeye çözüm olduğunu' düşünüyorlar ve içinde Müslüman Kardeşler de olsa Mısır'da işbaşına gelecek hükümete şans vermek istiyorlar. Son olarak da, Obama hükümetinin de içinde olduğu daha liberal bir tavır var. Bunlar, Müslüman Kardeşler'in gelecek hükümette bir miktar mevcudiyet göstermesine razılar. Bunun ülkede bir gerçeklik olması' ve 'aşırıcı bir güç olarak görülmemesi' nedeniyle. Washington İsrail nedeniyle biraz gergin olsa da, orada bu gerçekliği kabul edecek düzeyde gerçekçilik olduğunu düşünüyorum.

- Mısır konusu İsrail ve ABD arasında bir kırılma yaratabilir mi?

Küçük gerilimler yaratabilir ama kırılma yaratmaz. İlişkiler farklı alanlarda çok yakın işbirliği üzerine kurulu. ABD Kongresi'nde İsrail'e neredeyse yüzde 100 destek var. Bu nedenle Washington ile Tel Aviv arasında hiçbir ciddi ayrılık, kırılma beklemiyorum. Washington yapması gerekeni yapmak zorunda ve İsrail'in de bu gerçekliği kabul etmesi gerek. Ama, bir kırılma olmaz.

 

- Mısır ve Tunus'ta olanlardan sonra Ürdün, Suriye ve Yemen'de alınan önlemler bölgede domino etkisini engelleyebilir mi?

Bence net bir şekilde bölgede domino etkisi görüyoruz. Bunun nedeni aynı hoşnutsuzluk, kızgınlık ve demokrasi yoksunluğunun bölgenin tümüne hakim olması. Tüm bu hareketlerin ne kadar ileri gideceğini görmek zor. Ama Ürdün, Suudi Arabistan ve Yemen, Libya, hatta Fas bile bu durumdan etkilenebilir.

İlginç bir şekilde Amerikan yanlısı, sağ gelenekten gelen rejimler en gergin olanları. Daha sol gelenekten gelenler veya çok ulusalcı olanlar çok gergin değil. Burada, mesela Suriye veya İran'dan bahsediyorum. Her ikisinde de bir miktar gerginlik olabilir ama kendilerini çok özgüvenli hissediyorlar. Çünkü kimse onları 'Amerikan kuklası olmak' veya 'Amerikan gücünü ülkede kurmaya çalışmakla' suçlamayacak. Bu nedenle çok özgüvenli konuşuyorlar. Bu, bence olayın çok önemli ve ilginç bir yanı. Özellikle Amerikan yanlısı rejimler en korku içinde olanlar. Bunun temel nedeni, uluslarının bu siyasetleri benimsememiş olması.

- Ortadoğu'da olanlarla yeni bir çağa mı giriyoruz?

Evet, kesinlikle yeni bir çağa doğru gidiyoruz. Burada dört dönem var: Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı ile mevcut sorunlara askeri çözüm bulma dönemlerinin ardından ABD ile Sovyetler arasında iki kutuplu dünyayı yaşadık. Sonra da Sovyetlerin yıkılışıyla beraber ABD'nin tek güç olduğu dönem vardı. Ama, şu anda bu dönem bitiyor ve dünyada pek çok güç merkezinin olduğu çok kutuplu bir dünyaya gidiyoruz. Bence, bu çok olumlu bir durum. Gelişmekte olan pek çok ülkeden yeni oyuncular sahneye geliyor. Çin birkaç yüzyıl önce de uluslararası bir güçtü ama özellikle son 15-20 yılda çok gelişti. Hindistan, Türkiye ve Latin Amerika'daki uzun zaman diktatörler tarafından yönetilen ve ABD'nin kontrol etmeye çalıştığı ülkeler değişiyor. Ben ABD veya Batı emperyalizmini bugünkü pek çok sorundan dolayı tek başlarına sorumlu tutmuyorum ama onlar sorunların artmasına neden oldu. Bugün Washington ve Avrupa çok farklı bir dünya ile karşı karşıya. Kesinlikle yeni bir dünya düzeni kuruluyor.

Fuller, bölgede en çok ABD yanlısı rejimlerin kendilerini tehdit altında hissettiklerine işaret ederek, 'Bu Amerikan dış politikasının başarısızlığının kanıtı. ABD her zaman Amerikan yanlısı rejimleri demokratikleşmeye tercih etti. Bu, bölgede durumu kötüleştirdi. Önce 11 Eylül, ardından bugünkü protestolar geldi' diyor

Türkiye'nin dış politikası akılcı

Özellikle Yeni Türkiye Cumhuriyeti kitabımda bu konuda çok şey yazdım biliyorsunuz. Ama özetlemek gerekirse, Türkiye'nin Ortadoğu konusunda izlediği politika bence son derece akılcı, yaratıcı, uzak görüşlü ve bölgedeki en olumlu düşünceleri yansıtıyor bugün. Komşularla sıfır sorun politikası da buna dahil. Bu siyaset Ahmet Davutoğlu ile ortaya çıkmış yepyeni bir şey değil. Ecevit döneminde de bunun bazı unsurlarını gör müştük. Ama Davutoğlu bu siyaset konusunda en açık vizyonu olan kişi ve Başbakan Erdoğan ve hükümetinin yüzde 100 desteğini sağladı. Ben Türkiye'nin dış politikasını destekliyorum ve eğer ABD akıllıysa 'Bazı açılardan direnmek yerine, aynı siyaseti desteklerdi' diye düşünüyorum.

 

Washington demokratikleşmeyi desteklemedi

Amerika'nın bölgedeki dış politikası çok uzun yıllar içinde başarısızlığa uğradı. ABD Arap-İsrail sorununda dengeli bir rol oynamayı reddetti ve başaramadı, diğer oyuncuların müzakere veya kolaylaştırıcı rol oynamasını engelleyemedi. Bu nedenle bugün Türk hükümeti, geçmişte ise Avrupa ile sorunlar yaşandı. ABD genel olarak bölgede demokratikleşmeyi de desteklemedi. Demokratikleşme retoriği her zaman oradaydı ama hiçbir zaman gerçekten desteklenmedi. Washington her zaman Amerikan yanlısı rejimleri demokratik rejimlere tercih etti. Bu nedenle, bu çok uzun yıllar içinde gelişen bir başarısızlık ve bunun ilk sonuçlarını baskıya uğramış kalabalıkların 9/11'de olduğu gibi tepki göstermesiyle görüyoruz.

Amerikan yüzyılı hayali bitti

ABD kendisinin baskın hegemonik rolünün tüm dünyaya hakim olmasını istiyordu. Özellikle Sovyetler yıkılıp, ortada başka süper güç kalmayınca '21'inci yüzyılın Amerikan yüzyılı olması' umudu ortaya çıktı. Amerikan hedeflerinin dünya genelinde kabul göreceği ve ABD'nin olumlu bir şekilde dünyayı yönetebileceği düşünüldü. Bunu komplike hale getirebilecek hiçbir bölgesel güç Washington'da mutlu bir şekilde karşılanmadı. Ama, dünya değişti ve 21'inci yüzyılın ABD yüzyılı olacağı ideali bir şaka gibi artık. Bunun dışında yeni küresel ortamda rol almak isteyen çok sayıda büyüklü küçüklü bölgesel güçler ortaya çıkıyor. Türkiye, kesinlikle bunlardan biri. Türkiye'nin dış politikası bu anlamda çok akılcı. Müzakere yolu arıyorlar, uzlaşmazlıktan ziyade ve sadece arkadaşlarla değil, herkesle konuşmaya çalışıyorlar. Hamas ve Hizbullah gibi bölgede çok önemli güçlerle görüşüyorlar, İran'la gerilimin azalması ve nükleer politikalarını revize etmesi için çalışıyorlar.

AKŞAM

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim