• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 22 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

ABD İstihbaratı Kendi 'Google'ını Nasıl Oluşturdu?

ABD İstihbaratı Kendi 'Google'ını Nasıl Oluşturdu?
Arama aracı Birleşik Devletler’de izleme kayıtlarının içeriden paylaşımı için büyük bir sistem olarak tasarlanmış ve her gün iki milyardan beş milyara kadar yeni kayıt tutabilme kapasitesine sahip.

Ayrıca e-mail, telefon araması, faks, internet sohbetleri, yazılı mesaj ve cep telefonundan elde edilmiş konum bilgileri gibi otuz farklı çeşit veri içeriyor

The Intercept’ten elde edilen gizli belgelere göre, ABD resmi kurumları Google benzeri bir arama motoru ile 850 milyardan daha fazla telefon araması, e-mail, cep telefonu konumu ve internet sohbeti kaydına ulaşmakta, Ulusal Güvenlik Dairesi ise buradan gizli veri sağlamaktadır.

Belgeler, Ulusal Güvenlik Dairesinin yıllardır yerel yasa uygulayıcı kurumlara doğrudan erişebilmeye yönelik muazzam miktarda izleme verisi elde ettiğinin ilk kesin kanıtı olma özelliğini taşıyor. Arama motoru “ICREACH” için oluşturulan planlama belgeleri, FBI ve Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi’ni temel katılımcı olarak aktarmaktadır.

ICREACH hem yabancıların kişisel görüşmelerinin bilgisini hem de, görünen o ki, herhangi bir kanundışılık ve suçla ilgisi olmayan milyonlarca Amerikan vatandaşının kayıtlarını içermektedir. Gerçekten varolup olmadığıyla ilgili ayrıntılar, Ulusal Güvenlik Dairesi muhbiri Edward Snowden tarafından hazırlanarak The Intercept arşivine eklenmiştir.

2010’da yazılmış bir belgeye göre, ICREARCH, ABD’nin 23 devlet kurumundaki istihbarat işindeki 1000’den fazla analizciye ulaşabilmektedir. 2007’den kalma bir planlama belgesi, Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi, FBI, CIA ve DIA’i çekirdek üye olarak gösterir. ICREACH tarafından yapılan bilgi paylaşımı; insanların hareketlerini takip etmek, ortaklık bağlantılarının ayrıntılarını çıkarmak, gelecekteki davranışlarını tahmin etmek ve dini ilişkilerini veya siyasi görüşlerini belirlemek için kullanılabilir.

Ulusal Güvenlik Dairesi belgelerine göre, ICREACH’un oluşumu, ABD’nin gizli hükümet denetimi tarihinde adeta bir dönüm noktası olmuştur.

Aralık 2007 tarihli çok gizli yazışmalarda, “ICREACH ekibi, bugüne kadar ilk defa iletişim verilerinin ABD İstihbarat Teşkilatı ile toplu olarak paylaşımını gerçekleştirdi.” denilmektedir. “Bu ekip iki yıldan daha fazla bir zaman önce, İstihbarat Teşkilatı’nın iletişim verilerine olan artan ihtiyacı ve Ulusal Güvenlik Dairesi’nin büyük miktarda iletişim verisi toplayabilme, işleyebilme ve biriktirme becerisi sayesinde çalışmalarına başladı. Bu tüm dünyada istihbaratın en önemli amaçlarından biriydi.”

Arama aracı Birleşik Devletler’de izleme kayıtlarının içeriden paylaşımı için büyük bir sistem olarak tasarlanmış ve her gün iki milyardan beş milyara kadar yeni kayıt tutabilme kapasitesine sahip. Ayrıca e-mail, telefon araması, faks, internet sohbetleri, yazılı mesaj ve cep telefonundan elde edilmiş konum bilgileri gibi otuz farklı çeşit veri içermekte. Veriler mesajların içeriğini ya da aramaların ses kayıtlarını değil, yalnızca görüşmelerle ilgili bilgileri kapsamakta. Örneğin, bir mailin kimden geldiğine ya da kime gönderildiğine, gönderilme tarihi ve saatine ulaşılabilir ya da bir kişinin yaptığı aramalara ait numaralar ve bu numaraların ne zaman arandığı görülebilir.

The Guardian’ın daha önceki bir raporuna göre, ICREACH, Ulusal Güvenlik Dairesi’nin Vatanseverlik Yasası’nın 215. bölümü altında milyonlarca sıradan Amerikan vatandaşının bilgilerini sakladığı geniş veritabanı ile doğrudan bir ilişki içerisinde gibi görünmüyor. Yalnızca bir kısım Ulusal Güvenlik Dairesi çalışanının ulaşabildiği ve sadece terörle ilgili soruşturmalarda kullanılabilir olan 215 veritabanının aksine, ICREACH tüm istihbarat teşkilatının ulaşabileceği çok daha geniş bir veri havuzuna erişimi mümkün kılmaktadır. Bu havuz özellikle “terörle mücadele”den daha geniş bir terim olan “dış istihbarat” için önem teşkil etmektedir.

ICREACH tarafından ortaya koyulan veriler öncelikle yabancıların haberleşmelerinin izlenmesinden elde ediliyor. Planlama belgeleri, Ulusal Güvenlik Dairesi tarafından sürdürülen çeşitli farklı veri kaynaklarından yararlanıldığını gösteriyor. 2010’daki bir iç rapor bunu açıkça “ICREACH veritabanı” olarak tanımlasa bile, sisteme aşina olan bir ABD resmi görevlisi buna karşı çıkmıştır.The Intercept ise ICREACH için“belirli dış istihbarat verilerinin paylaşımına olanak sağlıyor”, “bir bilgi havuzu değil ve vakaları ya da kayıtları depolamıyor.” demiştir. Bunun yerine, analizcilere ayrı veritabanlarının geniş yelpazesinden elde edilen bilgilere tek bir yerden bakarak ulaşma olanağı sağlıyor.

The Intercept’in ifadelerinde, Milli İstihbarat Başkanlığı’nın, sistemin 12333 no’lu Kanun Hükmünde Kararname altında yetkilendirilen programlar tarafından ortadan kaldırılan verileri paylaştığını kabul ettiği belirtiliyor. Bu kararname, yurtdışı görüşmeleri takip eden birçok Ulusal Güvenlik Dairesi izleme operasyonuna dayanak oluşturan, Reagan döneminin tartışmalı bir başkanlık yönergesinde yer almaktadır. 12333 izlemesi mahkeme denetimi olmadan meydana gelir ve hedefi yerel değil yabancı görüşmeler ağı olduğu için Meclis ile ilgili incelemeleri olabilecek en az şekilde denetler. 12333 izlemesinin bu kadar geniş ölçekli olması, aslında uluslarası kabloları veya uyduları geçirirken yakalanan bazı Amerikalıların görüşmelerine ulaşmayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda Snowden arşivinde yer alan belgeler, ICREACH’ın bu verilerin bazılarından faydalandığı göstermektedir.

Bilirkişiler The Intercept için, ICREACH sisteminin ölçeği hakkında bilgi sahibi olduklarında çok şaşırdıklarını ve emniyet görevlilerinin bu bilgileri terörle ilgili olmayan yerel soruşturmalarda da kullanmış olabileceklerine dair endişe duyduklarını söylediler.

New York Üniversitesi Hukuk Okulu’na bağlı Brennan Adalet Merkezi’nde Özgürlük ve Ulusal Güvenlik Programı yönetici yardımcısı olan Elizabeth Goitein “Bana göre, ortaya çıkan belge tek kelimeyle sarsıcı...” ifadesini kullandı ve “Bu verilerin az sayıda olduğu ve gerçek görüşme içeriklerini açığa çıkarmadığı bilgisinin yalan olduğu uzun zaman önce ortaya çıktı. Bu belgeler akıl almaz derecede hassas bilgiler içeren bir hazinedir.” dedi.

2005 ve 2013 yılları arasında Sulh Hâkimi olan Brian Owsley de, FBI ve Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi gibi geleneksel emniyet teşkilatlarının Ulusal Güvenlik Dairesi’nin izleme verilerine ulaşma ihtimalinden endişe duyduğunu belirtti.

Indiana Tech Hukuk Okulu’nda Doçent olan Owsley “Böyle bir şeyi bir devlet asla yapmamalıdır.” dedi. “Büyük olasılıkla, eğer bilgiler belirli davalar için kullanılacaksa, başka bir kuruma hukuksal yetki sağlanabilecektir. Fakat bu durum rastgele bir ahbaplık ilişkisi üzerinden yürümemelidir.”

Milli İstihbarat Başkanlığı’nın sözcülerinden Jeffrey Ancukaitis, The Intercept’den ICREACH’in büyüklüğü ve kapsamı ile ilgili gelen sorularüzerine yapılan yorumları reddediyor. Fakat bilgi paylaşımının, bu değerli istihbaratın herhangi bir makam veya kurumda “ayrı veri tabanlarında saklanan” bir hale gelmesini engellemeye yönelik çabanın bir parçası olduğundan, “11 Eylül sonrası istihbarat teşkilatının önemli bir dayanağı” olduğunu söylüyor.

Anchukaitis’e göre analizci, istihbarat verilerini sorgulamak için ICREACH kullanırsa “İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen bilgilere ihtiyaç duymadan, hayati öneme sahip istihbarat bilgileri elde edebilir.” “Ulusal Güvenlik Dairesi davalarında, henüz işlem görmemiş istihbarat bilgilerine erişmek için, bunların uygun bir şekilde işlemden geçirilmesi adına yapılan çalışmalar ve bu yöndeki yetkiler çok sıkı bir şekilde sınırlandırılmıştır. İstihbarat Teşkilatı’nın yüksek önceliği, ulusal güvenliğimize karşı potansiyel tehditlerle ilgili hukukun kısıtladığı alanlarda çalışmak, edinilen bilgileri analiz etmek ve anlamaktır.”

Tek duraktan elde etme

ICREACH’in fikir babası Ulusal Güvenlik Dairesi’nden yeni emekli olan General Keith Alexander’dır. Alexander, 2006’da Ulusal İstihbarat Teşkilatı müdürü John Hegroponte’ye gönderdiği gizli mektupta, sistem ile ilgili görüşlerini ana hatlarıyla çizmiştir. Mektupta arama motoru için “eşi benzeri görülmemiş hacimde haberleşme verisine ulaşabilmeyi ve analiz edebilmeyi mümkün kılacağını” söylemiştir. Bu motor aynı zamanda “bu zengin bilgi kaynağı”nı diğer kurumların da kendi çıkarları adına kullanabilmesinin koşullarını sağlayacaktır. 2007’nin sonlarına doğru Ulusal Güvenlik Dairesi, sistemin pilot uygulamasının çalışmaya başladığını çalışanlarına duyurmuştur.  

Ulusal Güvenlik Dairesi, ICREACH’i görüşmeleri analiz etmek için “tek duraktan elde etme motoru” olarak tanımlıyor. Sistem, İstihbarat Teşkilatları arasında paylaşılan veri hacmini en az 12 misli kadar arttırabilir. ICREACH kullanarak Ulusal Güvenlik Dairesi, ABD’nin diğer resmi kurumları paylaştığı toplam görüşmeleri 50 milyardan 850 milyara çıkarmayı planlıyor. Bu şekilde 1990’larda CIA tarafından yönetilen CRISSCROSS/PROTON isimli çok gizli veri paylaşımı sistemini desteklemeyi amaçlıyor.

Hükümet ajanlarının ICREACH’taki kayıt yığınlarının incelemelerini sağlayabilmek için, mühendisler basit bir Google benzeri arama motoru tasarladılar. Bu, analizcilere araştırmalarını yaparken, şüpheli bir kişi ile ilgili, e-mail adresi veya telefon numarası gibi belirli “ayırıcılar”a ulaşmalarını sağlıyor. Aynı zamanda bir aydan fazla bir süreç içerisindeki kuşku uyandıran telefon aramaları listesi gibi bir sonuç belgesi elde etmeye yarıyor. Belgeler bu sonuçların şüpheli kişinin iletişime geçtiği arkadaşları veya aileleri gibi “sosyal ağlar”ını su yüzüne çıkarmak için kullanılabileceğini ileri sürüyor.  

2.5 – 4.5 milyon dolar arasında bir rakama mal olacağı öngörülen ICREACH’ın amacı, hükümet ajanlarının Ulusal Güvenlik Dairesi’nin veri havuzunu yeni soruşturmalara öncülük etmesi adına derinlemesine bir araştırma yapmalarını sağlamak, ABD’ye karşı gelecekteki potansiyel tehditleri öngörmek ve Ulusal Güvenlik Dairesi’nin “dünya çapındaki istihbarat hedefleri” olarak tanımladığı şeyleri yakından takip etmektir.

Bununla birlikte belgeler bunun hâlihazırda sistemde mevcut olan, sadece yabancıların görüşmelerine ait veriler olmadığını açıklığa kavuşturuyor. Alexander’ın yazdığı nota göre ICREACH’ta “birkaç milyon minimize edilmiş görüşme veri kaydı” mevcuttur. “Minimizasyon” süreci ile kastettiği, bir telefon numarası veya e-mail adresi gibi bir bilgiyi tanımlaması özelliğinin kaldırılmasıdır. Bu nedenle analizciye görünmez. Ulusal Güvenlik Dairesi belgeleri “minimizasyon”u “buna razı olmayan Amerikan vatandaşlarına yönelik, bilgi edinme ve saklamaları azaltan özel bir prosedür” olarak tanımlıyor. Bu da ICREACH’ın analizcilere Amerikalılar hakkındaki milyonlarca kayda ulaşabilmelerini sağladığını neredeyse kesinleştirmiş oluyor. “Minimize” bilgiler hala Ulusal Güvenlik Dairesi kuralları altında neredeyse 5 yıldır muhafaza edilmektedir. Eğer bir soruşturma için bunların gerekli olduğu addedilirse, bu süreçte

Brennan merkezindeki Goitein, ICREACH ile, Amerikalılar hakkındaki verilerin muhafazasına yönelik kısıtlamalardan kurtulmak amacıyla, hükümetin yasal boşluklara doğru yöneldiğinin görünür hale geldiğini söylemiştir. Goitein’e göre, özellikle eğer veriler FBI ve Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi gibi kurumlarca, kendi iç soruşturmaları için, geniş ölçekli ve kolayca erişilebilir hale gelirse, yasal sorunların çeşitliliğinde artış gerçekleşecektir.

Goitein “Minimizasyon fikri, belirli kısıtlı kategorilerin altına düşmediği sürece, hükümetin bu bilgiler yokmuş gibi davranması gerekir.” demiştir. “Ama daha işlevsel olarak konuşmak gerekirse, bizim burada ‘minimizasyon’ söyleminden anladığımız ‘verileri ne kadar istersek o kadar elimizde tutacağız. Eğer bizi ilgilendiren bir şey görürsek bu verileri kullanabiliriz.”dir.

The Intercept’e danışan birkaç uzmana göre asıl soru, FBI, Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi veya diğer yerel kurumların “paralel yapı”olarak bilinen tartışmalı süreçte, Amerikalılara yönelik yapılan gizli soruşturmalarda ICREACH’e erişimlerini kullanıp kullanmadıklarıdır.

Paralel yapı, gizli izlemeler aracığılıyla öğrenilmiş bilgileri kullanan ama sonra bunu yok sayan yeni bir kanıt yaratarak verileri kullandıklarını gizleyen kanun hükmü görevlilerini içerir. Bu durum savunma avukatlarından ve bazen de hâkim ve savcılardan soruşturmanın asıl başlangıç noktasını saklar. Bu da soruşturmalarda kullanılan bu delillerin yasal olduğu anlamına gelir.

Pratikte bu, Uyuşturcu ile Mücadele Dairesi görevlilerinin ICREACH’de toplanmış bilgilere dayanarak, ABD’de uyuşturucu kaçakçılığı yaptığına inandığı bir kişinin kimliğini tespit edebileceği anlamına gelebilir. Görevli kişi bir soruşturmaya başlar ama soruşturma kayıtlarında gizli verilerden faydalandığını belli etmez. Reuters geçen yıl, Ulusal Güvenlik Dairesi verilerine dayanarak paralel yapıya dair ayrıntıları açıkladı ve çalışmayı Özel Harekat Timi adında bir yapıya bağladı. Özel Harekat Timi, Reuters'a göre Ulusal Güvenlik Dairesinin sınırları ve DEA'nın veritabanı olarak bilinen DICE'dan gelen ipuçları dağıtıyor.

Tampa avukatı ve Amerikan Barolar Birliği ceza hukuku bölümü başkanı James Felman, The Intercept’e paralel yapının “son derece sorunlu” bir taktik olduğunu, çünkü emniyet teşkilatının “bilgileri nereden edindiğine dair mahkemelere karşı dürüst olması gerektiğini” söyledi. “ICREACH, şu sıralar, paralel yapının düşündüğümüzden daha çok olayın içinde yer alıp almadığı sorusunu doğurdu. Ve eğer doğruysa bu hayal kırıklığı yaratan son derece rahatsız edici bir durumdur.” dedi.                                  

ODNI sözcüsü Anchukaitis, ICREACH’ün yerel soruşturmalara yardım etmek için kullanılıp kullanılmadığını söylemeyi reddetti ve verilere ulaşan tüm kurumların isimlerini vermek istemedi. “Bilgi paylaşımı araçlarına erişim, verileri işlemek için uygun tahsile sahip dış istihbarat analizcileri ile sınırlandırılmıştır.” dedi.

CRISSCROSS Projesi.

ICREACH’in kökeni yirmi yıldan daha öncesine kadar dayanabilir.

90’ların başında CIA ve Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi CRISSCROSS Projesi denilen gizli bir girişimde bulundular. Ajanslar, istihbarat hedefleri ve diğer ilgili kişilerin kimlikleri arasındaki bağlantıyı kurabilmek için telefon rehberleri ve telefon fatura kayıtlarını analiz eden bir veri tabanı sistemi geliştirdi.İlkin CRISSCROSS Latin Amerika’da kullanıldı ve uyuşturucu bağlantılı şüphelilerin teşhisinde olağanüstü başarı sağladı. Sistem Ulusal Güvenlik Dairesi kayıtlarına göre, telefon çağrılarında sadece beş tür veri tutuyordu: tarih, saat, süre, aranan numara ve arayan numara. Program ölçü ve kapsam olarak hızla büyüdü. 1999’la beraber Ulusal Güvenlik Dairesi, Savunma İstihbarat Ajansı ve FBI artık CRISSCROSS’a erişebiliyor ve istihbarat katkısında bulunuyorlardı. CRISSCROSS’un genişlemeye devam etmesini müteakip ilave veri tiplerini etkin bir şekilde depolayıp inceleyen PROTON isminde bir sistem desteği sağlandı.

İçerilen bu özgün kodlar; bireysel cep telefonlarını, yer verilerini, metin mesajlarını, pasaport ve uçuş kayıtlarını ve vize başvuru bilgilerini CIA istihbarat raporlarından çekip alınmış kadar iyi bir şekilde teşhis edebiliyordu.

Bir Ulusal Güvenlik Dairesi bildirisi, kişilerin belirli bir hedefe benzer şekilde davranıp davranmadığına göre PROTON’un onları teşhis edebildiğine değiniyordu. Bildiri aynı zamanda yeni sistemin “iki ya da daha fazla hedefle ortaklaşa çalışan muhbirleri, bir hedef telefonunu değiştirdiğindeki muhtemel yeni telefon numaralarını ve grup içindeki iletişime dayalı organizasyon ağını bile teşhis ettiğini” söylüyordu. 2006 Temmuz’unda NSA, PROTON’da tahmini 149 milyar telefon kaydı depolandığını açıkladı. Ulusal Güvenlik Dairesi belgelerine göre PROTON, Birleşik Devletler ve Irak’taki “Yüksek Değerli Bireyler”in izini sürmek, paravan şirketleri soruşturmak ve yabancı hükümetlerin casusları hakkında bilgi toplamak için de kullanıldı. CRISSCROSS, büyük narkotiklerin tutuklanmasını sağladı ve Bush yönetimi sırasındaki terör şüphelilerinin kaçırılarak onların gizli “siyah bölge” hapishanelerinde acımasızca sorguya çekilmesi, hatta bazen de onlara işkence edilmesini içeren CIA gözaltı programlarının da bütünleyici parçası oldu. Sistemdeki Temmuz 2005 tarihli bir Ulusal Güvenlik Dairesi belgesi şuna dikkat çekmekteydi: “iletişim verilerinin kullanımı hemen hemen şüphelilere karşı yürütülen her başarılı gözaltı işlemine katkı sağlamış hatta çoğu kez belirleyici etken olmuştur “

Bununla birlikte Ulusal Güvenlik Dairesi CRISSCROSS/PROTON’u eskiyen teknoloji standartları bakımından yetersiz bulmaya başladı. İstihbarat camiası, 11 Eylül saldırılarını önleme potansiyeli olan bilgileri paylaşma ve 2003 Irak işgali öncesindeki istihbarat başarısızlıklarına karşı yapılan kuvvetli eleştirilere karşı hassastı. Artık Ulusal Güvenlik Dairesi için, tamamıyla veri paylaşımını arttırmaya yönelik yeni ve daha gelişmiş bir sistem kurma zamanıydı.

Yeni Standart

2006’da NSA yöneticisi Alexander, Milli İstihbarat Teşkilatı müdürü Negroponte için gizli önerisini tasarladı.

Alexander, başını Ulusal Güvenlik Dairesi’nin çekeceği “iletişim veri koalisyonu” olarak tanımladığı görüşünü ortaya koydu. Onun fikri diğer federal ajanlara “Trilyonlarca kayıt içeren 50’den fazla mevcut Ulusal Güvenlik Dairesi /CSS veri sahası”na erişimin ve çok sayıda Amerikan’ın iletişim bilgilerinin olduğu her gün gelen “milyonlarca” yeni küçültülmüş kayıtların kapısını açabilecek yeni bir sofistike araç inşa etmekti.

Alexander’a göre “Ulusal Güvenlik Dairesi’nin ICREACH sistemine katkıları; Ulusal Güvenlik Dairesi’nin PROTON’a, diğer tüm istihbarat camiasının girdileriyle birlikte, mevcut katkılarının yanında pire gibi kalır.”

Alexander, bildiride Ulusal Güvenlik Dairesi’nin zaten “çok büyük miktarda iletişim verisi” topladığını ve bunlardan bazılarını GLOBALREACH ismindeki bir sistemde karşı-eşleriyle yani Beş Gözler denilen ( Birleşik Krallık, Avustralya, Kanada ve Yeni Zelanda ) İstihbarat İttifakıyla paylaşmaya hazırlandığını açıklıyor.

ICREACH’in GLOBALREACH gibi tasarlanmış ve sadece Birleşik Devletler istihbarat toplulukları ya da servislerinin ajansları tarafından erişilebilir olmasını öneriyordu.

2007 Mayıs’ında yapılan çok gizli bir PowerPoint sunumunda ICREACH’in nasıl çalıştığı, Google-benzeri arayüzünü ve Ulusal Güvenlik Dairesi’nın DEA, DIA, CIA ve FBI ile sistemi nasıl bağlamayı planladığını da ortaya çıkaracak şekilde açıklıyordu. Her kurum buna erişebilecek ve Ulusal Güvenlik Dairesi’nin merkezi sistemine bağlı gizli bir veri “aracısı”na ( Bir tür dijital posta kutusu ) veri girebilecekti.

ICREACH, sunuma göre aynı zamanda Beş Gözler İttifakından da veri alabilecek. Amaç ille de ICREACH’un tamamen CRISSCROSS/PROTON’un yerini alması değil, aksine onu tamamlamasıdır. Ulusal Güvenlik Dairesi, yeni sistemi “yaşam model analizi” gibi bireylerin haberleşmelerini, birkaç aylık dönemlerle ziyaret ettiği yerleri ve gelecekteki davranışlarını tahmin edebilmek için izlemeyi içeren, daha ileri düzeyde bir gözlem yapmak için işletmeyi planladı.

Ulusal Güvenlik Dairesi, diğer Birleşik Devletler kurumlarına da ICREACH’in kullanım eğitimini vermeyi kararlaştırdı. İstihbarat analistleri, kendilerine verilen bir görevde gereksinim duydukları takdirde bu koca veri tabanına erişim için “sertifikalı” olabilecek, bir analist olarak Birleşik Devletler İstihbarat Teşkilatı dâhilinde çalışabilecek ve analistlerin çok gizli güvenlik erişim yetkileri olacaktı.( Son hükümet rakamlarına göre, 1,2 milyondan fazla çok gizli erişim yetkisi olan hükümet çalışanı mevcut.) Belgelere göre, Kasım 2006’da, Milli İstihbarat Şefi taslağı kabul etti. 2007’nin sonuna doğru ICREACH’in test programı için yoluna halılar döşendi. Ne zaman tamamen faaliyete geçeceği belli değil fakat Eylül 2010 Ulusal Güvenlik Dairesi bildirgesi ondan istihbarat topluluğunun veri paylaşımındaki birincil aracı olarak bahsetmişti. Bildirge “ICREACH, Milli İstihbarat Şefi Ofisi tarafından Birleşik Devletler İstihbarat Teşkilatı’nın iletişim verileri paylaşımı için standart yapısı olarak tanımlanmıştır.” olduğunu söylüyor ve sistemin Ulusal Güvenlik Dairesi ve Beş Gözler ortaklarından 23 adet Birleşik Devletler İstihbarat Topluluğu ajansındaki 1000’in üzerindeki analiste “telefon veri etkinlikleri” temin ettiğini de ekliyor. Analistlerin üzerindeki kısıtlamalar kaldırıldığında erişilen büyük veri hazineleri Snowden dosyalarındaki özensiz, gözetim mekanizmaları kısıtlı referanslar olan taslaklar gibi değil.

Belgelere göre, analizciler tarafından yürütülen araştırmalar, çalıştıkları kurumlar tarafından denetlemeye tabi olmaktadır.

Yine belgelere göre Ulusal Güvenlik Dairesi aynı zamanda herhangi bir hükümet ajanının sisteme olan erişimlerini istismar edip etmediğini de sürekli kontrol ederek denetlemektedir. The Intercept, Ulusal Güvenlik Dairesi ve ODNI’ye ( Milli İstihbarat Şefi Ofisi) analizcilerin uygunsuz arama yapıp yapmadığını sordu, fakat ajanslar herhangi bir yorumda bulunmadı. Ulusal Güvenlik Dairesi başlangıçta, mevcut olan yaklaşık 850 milyar kaydı ICREACH’te tutarken, belgeler bu hedefin aşılmış olabileceğini ve sisteme erişebilen personel sayısının 2010’dan bu yana 1000 analizciden fazla miktarda arttığını gösteriyor. İstihbarat topluluğunun çok gizli, aynı zamanda Snowden tarafından da elde edilen, 2013 “Gizli Bütçe”sinin gösterdiğine göre Ulusal Güvenlik Dairesi son zamanlarda ICREACH’ı iyileştirerek istihbarat analizcilerinin daha geniş bir paylaşılabilir veri aralığına erişebilmelerini sağlamak için yeni finansman arıyor. Geçen yılın Aralık ayında bir istihbarat inceleme grubu Başkan Obama tarafından atandı ve kendilerine genel kural olarak şu tavsiye edildi: “ Hükümet, bireyler hakkında ilerde onları bir soruşturmaya ya da dış istihbarat gerekçesiyle veri-madenciliğine yol açacak kamusal olmayan kişisel bilgilerin toplanıp depolanmasına izin vermemektedir.” Aynı zamanda Birleşik Devletler vatandaşlarıı hakkında herhangi bir bilginin “eğer yabancı istihbaratta bir değeri yoksa ya da diğerlerine ciddi bir zarar vermesinin önüne geçilmesi gerekmiyorsa taramalardan arındırılmış olması” gerektiğini de vurgulanmıştır.

İnceleme Panelindeki beş üyeden biri olan Peter Swire, The Intercept’e grubun ICREACH gibi özel programlar hakkında bilgilendirme alıp almadığı konusunda yorum yapmadı fakat inceleme grubunun paylaşım ihtiyacının birden çok kurum arasında çok ileri gitmesinden duydukları endişenin arttığını dile getirdi.

 

Kaynak: Dünya Bülteni

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim