• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 11 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

A.Zaman: Suriye'deki Türk gazetecileri unutmayalım!

A.Zaman: Suriyedeki Türk gazetecileri unutmayalım!
Amberin Zamani "Suriye'deki Türk gazetecileri unutmayalım!" başlıklı yazısında meslektaşları için duyarlılık çağrısı yaptı.

Habertürk yazarı Amberin Zaman Suriye'de alıkonulan ve hala serbest bırakılmayan Türk gazeteciler Adem Özköse ve Hamit Coşkun için duyarlılık çağrısı yaptı. "Suriye'deki Türk gazetecileri unutmayalım!" başlıklı yazısında Özköse'nin babası Mustafa Özköse ve Dışişleri Bakanı Sözcüsü Selçuk Ünal'la yaptığı görüşmeleri de paylaşıyor.

İşte Amberin Zaman'ın "Suriye'deki Türk gazetecileri unutmayalım!" başlıklı yazısı:

37 gün oldu ve çocuklardan hâlâ haber yok. Gerçek Hayat Dergisi Ortadoğu Temsilcisi Adem Özköse ve kameraman Hamit Coşkun'dan söz ediyorum. Belgesel çekmek için gittikleri Suriye'de kayboldular. Konuya ilişkin son haberlere göre gazeteciler rejim yanlısı milisler tarafından İdlib'in Binniş Kasabası yakınında bulunan El Fua Köyü'nde Suriye istihbaratına teslim edildiler.

Yerel kaynaklar 33 yaşındaki Özköse'ye ve 21 yaşındaki Coşkun'a işkence edildiğini iddia ediyorlar. Aynı zamanda üniversite öğrencisi olan Coşkun'un yaralı olduğu da söyleniyor.

Ama tüm bu bilgiler resmi olarak teyit edilemiyor. Dün görüştüğüm Dışişleri Bakanı Sözcüsü Selçuk Ünal ellerinde herhangi yeni bir bilgi olmadığını ama gazetecilerin bulunması için "dört koldan" çalışıldığını vurguladı.


Dün Özköse'nin babası Mustafa Özköse'yi aradım. Kendisi Samsun'un Çarşamba İlçesi'ndeki Hasanlı Camii'nde imamlık yapıyor. Sesinden üzüntüsü seziliyordu. Adem 6 çocuğunun en büyüğü ve aralarındaki tek erkek. Evli olan Adem, en küçüğü 1.5 yaşında olmak üzere 3 çocuk babası.


"Son durum nedir?" diye soruyorum baba Özköse'ye. "Adem ve ve Hamit hakkında siz ne biliyorsanız ben de o kadar biliyorum. Yani ne olduğunu bilmiyoruz" diyor. Hükümetin çocukların bulunması için elinden geldiğini yaptığına inandığını vurgulayan Özköse, Başbakan Tayyip Erdoğan ile de Ankara'da bir araya gelmiş.

İnancının verdiği metanetle olsa gerek, "O bir savaş muhabiri, Afganistan'a da giderdi Irak'a da. Suriye'ye gitmesi çok doğaldı" diyor.
Özköse ve Coşkun'un salıverilmesi için Esad'ın baş müttefiki İran'ın yardımcı olması bekleniyordu. Daha geçenlerde Türkiye, Özgür Suriye Ordusu'nun elinde bulunan 11 İran vatandaşına ek olarak İranlı istihbarat elemanlarının serbest bırakılmasını sağlamıştı.

Ama İran kılını kıpırdatmıyor. Bu da aradaki ilişkilerin ne kadar gerilediğinin bir başka tezahürü olsa gerek. Oysa yakın geçmişte İran, Türkiye'nin telkinleriyle casuslukla suçladığı birçok Batılı gazeteciyi salıvermişti. Yine geçtiğimiz yıl Ankara devreye girerek Kaddafi yanlısı güçlerin esir aldığı 5 Batılı gazetecinin özgürlüklerine kavuşmalarını sağlamıştı. Ama gelin görün ki kendi vatandaşımız olan gazetecileri kurtarmaya gücümüz yetmiyor.


Türkiye'nin Suriye politikasını sorguladığımız zaman bazı kalemler bizi ya kafa karışıklığıyla ya da alenen Esad yanlısı olmakla suçluyor. Esad'ın devrilmesini, kanın durmasını ve Suriye'nin de demokrasiye kavuşmasını hepimiz canı yürekten diliyoruz.

Bunların hangi sırayla ve hangi yöntemlerle en hızlı ve en sağlıklı biçimde başarılabilineceğini sorgulamamız bizi Esad yalnısı yapıyorsa eğer söylecek sözüm yok. Anlaşılan bu mantığa göre Esad aleyhtarlığının olmazsa olmaz koşullarından biri Suriye'de rejime karşı silahlı mücadeleye destek vermek.
Oysa yazarımız Soli Özel'in dediği gibi öncelikle "verili duruma" bakmak lazım.
Suriye'de şu an en öncelikli mesele kanın durması. Batı, Suriye'ye müdahale etmek istemiyor. Evet büyük riyakârlık, vicdansızlık vesaire. Biz de bunları yazdık. Ama durum bu.

Adamlar kendi çıkarlarını kolluyorlar. Ve Suriye'ye askeri müdahalede bulunmak çıkarlarıyla örtüşmüyor. O halde elimizdeki tek araç Annan Planı. Annan kendisi de planın yürüyeceğine dair pek iyimser olmasa dahi yine de bu süreç hiç yoktan iyidir. Hiç yoktan iyidir; çünkü en azından şimdilik kan bir miktar durdu. Hatta Birleşmiş Milletler'in ateşkesi denetlemek üzere başta bir heyet ve ileride barış gücü yollamasından söz ediliyor. Şüphesiz Türkiye'nin muhalefete verdiği destek Esad'ı biraz olsun hizaya getirme noktasında büyük etkisi olmuştur. Ama bunu daha ileriye götürerek muhalefeti silahlandırıp Türkiye'yi bir üs olarak kullandırtmanın, Suriye'yi görünür gelecekte bir mezhep savaşına sürüklemekten öteye götürmeyeceğini birçok Batılı uzman da savunuyor.


Ankara'da 90'lı yıllarda büyükelçilik yapan ve İletişim Yayınları tarafından Türkçesi yayınlanan "Suriye'de İktidar Mücadelesi"nin yazarı Nikolaos Van Dam'ın ifade ettiği gibi Esad'ın ordusu halen çok güçlü. Telefonla ulaştığım Van Dam sözlerini şöyle sürdürdü: "Özgür Suriye Ordusu'nu istediğiniz kadar silahlandırın, Batı'nın direkt bir askeri müdahalesi olmadan rejimi indirmek mümkün değil. Özgür Suriye Ordusu, Türkiye sınırına yakın bölgelerde etkili olabilir ama Suriye'nin güneyinde, Humus'ta, Hama'da ne denli etkili olabilir?"



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim