• BIST 97.380
  • Altın 144,344
  • Dolar 3,5577
  • Euro 3,9738
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 23 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

A.Cahid Zarifoğlu Farkıyla 'Mutluluğun Tanımı'

Fatih Tezcan

 

 

 

 

 

 

AnalizMerkezi.com çatısı altında buluşanlar sitenin daha birinci senesi dolarken ‘Analiz Merkezi Toplantıları’ adı altında da bir araya gelmeye başladılar…

İlk toplantımızı 3 Ocak 2010 Pazar günü, Sultanahmet’teki Kızlarağası Medresesi’nde yaptık…

Konu ‘Evlilik’,  konuğumuz ise Taraf Gazetesi yazarlarından Hilal Kaplan Hanım’dı.

Yazısını bu kadar geç yazmış olmamı, biraz sağlık sorunlarıma biraz da gündemle ironik bağlar içeren yoğunluklarıma bağlayabilirsiniz...

Bu gecikmeden dolayı konuğumuzdan, katılımcılardan ve ‘orada böyle bir konuda neler konuştunuz bakalım?’ diyen meraklı okurlarımızdan hoşgörü taleb ediyorum...

Toplantıya ve konuya dönersek;

Hedonist/hazzatapar mühendislerin medyayla, internetle,  televizyonla ellerine geçirdikleri her şeyle ‘biz’i bozmaya, yozlaştırmaya, ifsad etmeye çalıştıkları, sırat-ı mustakiym’in önüne çöktükleri bir resmin içindeyiz…

Diğer yandan da yine dışarıdan gelen ve ülkemizde de revaç bulan NLP kavramı ve konusu var.

NLP, kompleksli konsantrasyonlar ve seküler motivasyonlarla insanları ‘adam etmeye’ çalışan amorf mu amorf, tam anlamıyla kof bir sektör!

Kof olmayan, buhranlı hayatlarının sırrını emperyalist, elitist ve malumatfuruş NLP uzmanlarının vereceğini sanan kalabalıkların doldurduğu cepler...

 

NLP,  geniş kitleleri hedefleyen ince bir toplum mühendisliği planının teorik alanının amiral gemisi adeta...

Plan gayet net: Medyayla ifsad et, NLP ile adam et!

Oysa  ‘Adem olmadan adam olunur mu!’

Kısaca “Adem olmadan adam olan idam olmuştur” demek istiyoruz…

İşte NLP bu…

Medya’nın tarumar ettiği kafaları NLP ile tamir ediyor görüntüsündeki yerli-yabancı mühendislerin bu fitnelerini tesbit ettikten sonra düsturumuza dönebiliriz:

“Hamlesiz tahlil abesle iştigaldir.”

Bu düstura göre oturduk, düşündük ‘ilk toplantıda ne konuşalım?’ diye ve bu özetlediğim fitnenin ilk hedefi olan aile’yi, evliliği konuşalım istedik…

Yıldız Ramazanoğlu abla ilk aklıma gelen isimdi açıkçası…

Ve abla, davetimize, kendisine yakışır bir cevab verdi: “Gençlerin önünü açmalıyız.”

 ‘Tavsiye’ istediğimde ilk telaffuz ettiği isim Hilal Kaplan Hanım olmuştu.

Ve Analiz Merkezi Toplantıları’nın ilkinde, İstanbul’da bir pazarın akşamüstünde, fazla yaygara yapmamamıza rağmen gelen onlarca arkadaşla ve kardeşle birlikte ‘En Küçük İslamî Devletimiz: Evliliğimiz’ diyerek sohbet zincirimize başladık…

Hilal Kaplan, 3 senelik evli olduğunu söyleyerek başladığı konuşmasını, sempatik gibi görünen mevzunun önemini etraflıca anlatarak bitirirken, ben, konuyu bu kadar iyi ihata eden bir metnin ve hitabetin ardından söz aldığımda açıkçası zorlandım.

Neler anlattığının özeti dahi buraya sığacak gibi değil…

Görüntülerini yayınladık, seyretmenizi tavsiye ederim…

Hilal Kaplan’a ve eşine buradan teşekkürlerimi ve selamlarımı iletiyorum.

Söz sırası bana geldiğinde ‘kökten almacı mantık silsilelerime yetmeyen zamanın\' ve ‘hastalığımın sillesine dayanamayan boğazımın’ etkisiyle derdimi anlatmakta zorluk çektim, biliyorum.

Dikkati bu kadar çabuk dağılan bir adamın nasıl öksürdüğünü görenler derdimi anlayacaktır sanırım…

El an, evlilik konusunda yazmaya da hiç müsait olmayan bir ruhaletiyle şu yazıyı adeta omzumdan atmanın derdindeyim…

Ayrıca aşağıda öyle bir metin var ki, onu paylaşacak olmanın heyecanı varken birşeyler betimlemenin abesle iştigal olacağının da farkındayım...

Kim bilir, belki de evlilik, benim gibilerin konuşacağı değil,

dolu dolu ama sessiz sedasız yaşayacağı bir şeydir…

 

O gün orada ‘özel bir misafirimiz’ vardı…

Rahmetli üstadın vefakâr eşi Berat Zarifoğlu…

Ayağına sağlık, ne iyi etti de geldi…

Rahmetli Cahit Zarifoğlu’nun Berat Teyze’ye yazdığı ve şimdiye kadar herhangi bir yerde yayımlanmadığını tahmin ettiğim mektubunu okumuştum o gün…

Teknik bir sebepten görüntüleri alınamamış…

Buraya almak istedim…

Berat Hanım, bir kartpostalda, bir sahilde baş başa duran bir çifti göstererek ‘ne kadar mutlular, değil mi?’ mealinde bir şeyler söyler üstada…

Mektup üstadın cevabı mahiyetinde o kadar nefis bir metin ki…

“Aile milliyetçiliği, yuva bilinci diye buna denir” dedirten bir tavzih mektubu…

Buyrun...

"Beraet\'e,

Bana soruyorsun, şu resimdekiler kim, diye.

Emin ol kim olduklarını çıkaramadım.

 Görünüşe bakılırsa mutlular.

 Fakat insanlara tavsiyem şudur ki, nasıl "zenginin parası, parasızın çenesini yorarsa" başkalarının mutlu görünümü, insanı kendi mutlu olma imkanı, kabiliyetini görmekten, onu değerlendirmekten alıkoymamalı.

 Filmler, resimler birer hayaldir.

 Başka insanların dış görünümleri de bizi aldatmasın.

İnsan kendi mutlu olma imkanını görebilmeli.

 Mutluluksa filmlerin, romanların içinde değil, yaşadığımız basit hayatın içindedir.

 Ve önemli olan yaşanılan "an"dır.

 Onu ibadet, sabır, anlayış, tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir.

 Yoksa deniz kenarında fotoğrafçılar tarafından düzenlenmiş bir mutluluk tablosu sahtedir ve bazı saf kimselerin duygularını istismar etmekten başka hiç bir şey ifade etmez.

Acaba anlatabiliyor muyum."

...

Daha nasıl anlatacaktın üstad daha nasıl…

İnsanın şu satırları,

müfsid mühendislerin davetlerine ve nefsin öfke dolu afetlerine cevaben haykırası geliyor…

İnsanın şu satırları,

Eşiyle kurduğu biricik yuvasının ortasına koyası,

Yârine ayırdığı kalbinin en güzel köşesine yazası,

Saadet hücresi hanesinin duvarına yazası geliyor…

Rahmetle ve duayla, bir daha...

“İnsan kendi mutlu olma imkanını görebilmeli.

 Mutluluksa filmlerin, romanların içinde değil, yaşadığımız basit hayatın içindedir.

 Ve önemli olan yaşanılan "an"dır.

 Onu ibadet, sabır, anlayış, tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir.”

...

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim