• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 10 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

31 Mart Bir Muamma, Bir Hikâye

31 Mart Bir Muamma, Bir Hikâye
31 Mart İsyanı ile ilgili tarih yakın tarihimizle ilgili bir çok konuda olduğu gibi son derece bulanık. Adeta bilenler susuyor, konuşanların ise gerçeğin bir yönünü ifade ediyor. Ama kesin olan bir şey var birileri bu olayın karanlıkta kalmasını istiyor s

 

 

 

 

 

Tahir Güroğlu / Özgün Duruş

31 Mart İsyanı ile ilgili tarih yakın tarihimizle ilgili bir çok konuda olduğu gibi son derece bulanık. Adeta bilenler susuyor, konuşanların ise gerçeğin bir yönünü ifade ediyor. Ama kesin olan bir şey var birileri bu olayın karanlıkta kalmasını istiyor sanki.

31 Mart İsyanı (31 Mart Vakası ya da 31 Mart Ayaklanması) II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanmadır. Rumî Takvim'e göre 31 Mart 1325'te (13 Nisan 1909) başladığı için bu adla anılmıştır.

İsyanın başladığı Taksim Kışlası12 Nisan'ı 13 Nisan'a bağlayan gece, Taksim Kışlası'ndaki Avcı Taburu'na bağlı askerler subaylarına karşı ayaklanarak kendilerine önderlik eden bazı din adamlarının peşinde Heyet-i Mebusan'ın önünde toplandılar . Hüseyin Hilmi Paşa hükümeti ayaklanmacılarla uzlaşma yolunu seçti ve hükümet üyeleri tek tek istifa etti. İsyancıların kurduğu yeni hükümet İngilizler tarafından desteklendi.

Adliye Nâzırı Nâzım Paşa İttihatçı Ahmet Rıza Bey sanılarak isyancılar tarafından linç edildi. Aynı şekilde mebus Emir Şekib Arslan Bey de gazeteci Hüseyin Cahid sanılıp öldürüldü.

İttihatçılardan bazıları İstanbul'dan uzaklaşırken, bazıları da kent içinde gizlendi. Bu arada ayaklanmacılar İttihatçı subaylarla mebusları buldukları yerde öldürüyorlardı. Hükümetin ve meclisin etkisiz kalmasıyla, II. Abdülhamid yeniden duruma egemen oldu.  

İstanbul'da denetimi elinden kaçıran İttihat ve Terakki asıl güç merkezi olan Selanik'teki 3. Ordu'yu harekete geçirdi. Böylece ayaklanmayı bastırmak üzere Hareket Ordusu kuruldu.  Sultan Abdülhamid’in Şeyhülislamı Cemaleddin  Efendi hadiseyi şu şekilde değerlendiriyor.

“Herkesin bildiği gibi bu 31 Mart Hadisesinde ön ayak olan avcı taburları meşrutiyetin ilanından sonra, Selanik’ten İstanbul’a getirilmiş ve Kamil Paşa tarafından tekrar eski askeri kıt’alarına iadeleri teşebbüsünde bulunulmuş ise de, cemiyetçe muvafakat edilmemişti. Meşrutiyetin muhafazası için İstanbul’a getirilen bu taburlar ümidin hilafında olarak meskur hadiseyi meydana getirmeye cüret etmeleri ve bu hadise sebebi ile cemiyet merkezinin saltanatta nüfuzunu kuvvetlendirmeye muvaffak olması nazar-ı dikkati celbeden ahvaldendir”[1]

Cemaleddin efendinin taraflı yorum yaptığını düşünenler olabilir. Bugün zayıflamış olsa da hadisenin irticai bir organizasyon olduğu da söylenegelmiştir. Ancak eski harfler ile baskısı olan ve her nedense sonradan Latin harflerle baskısı yapılmayan “İhtilal-i ve İnkılab-ı Osmani” isimli eserinde Yunus Nadi hocaların ayaklanan kalabalığın arasına cebren silah zoru ile katılmaya mecbur bırakıldıklarını yazmaktadır.

“Hatta sultan murat türbesi civarında bu teklife maruz kalan bir hoca tereddüt göstermekle kendisine silah doğrultuldu ve bu cebir altında askerin önüne düşerek gittiği görülmüştür, hocalarımızın böyle ister istemez toplanması tertibat esasiye cümlesinden olduğu anlaşılmıştır.”[2]

Hocalara silah doğrultanlar kimlerdir? Bu hangi zihniyetin neticesidir? Hocaları cebren kalabalığın içine katmakla ne amaçlanmıştır? Ve bu hadisenin asıl maksadı ve hakiki tertipleyicileri kimlerdir? Bu sorular net cevap bulabilmiş midir, bu sorulara verilen cevaplar da gerçeği ne kadar ortaya koymaktadır buna sanırım gerçek manada tarih cevap verecektir ama bu sorulara verilen cevaplar halen tartışılmaktadır. Çok ilginç olan ( hatta inanılması dahi güç olan) bir takım bilgileri 31 Mart Hadisesinde Taşkışla kışlasında bando subayı olarak bulunan Mustafa Turan’ın hatıratından okuyoruz.

“Matbaada yaldızla basılmış büyük tuğrası bulunan fermanı paşa okumaya başladı:…Ben irade ediyorum düşmanla çarpışırken onları daha iyi görebilmeniz için yeni bir başlık giyeceksiniz, bunda dini hiçbir mahsur olmadığına dair Şeyhülislamdan fetvasını da aldım, ululemre itaat vaciptir deniyordu. Paşa bir paketten yeni bir başlık çıkardı, bu başlık enveriye biçiminde önü siperli bir başlıktı. Paşa başındaki fesi çıkarıp yeni başlığı giydi.

Meğer fermanı okuyan paşa ve maiyetindeki zabitler sahte üniforma giydirilmiş isyanı hazırlayan mühim şahsiyetlerdi. İçlerinde cemiyetten tanıdığım Bahaeddin Şakir, Mithat Şükrü Beylerle Ömer Naci Bey vardı. Fermanı okuyan  bir paşaydı, bu fermanın sahte olup sunî bir isyan maksadı ile tertiplenmiş olduğu akla gelemezdi.”[3]

Evet, İnanılması hakikaten güçtür. 31 mart’ın ne kadar feci vahim meşum (çok kötü) bir tertip olduğunu anlatan satırlardır bunlar. İnanılması zor olan nokta şudur. Bugüne dek 31 Mart’ın Osmanlıyı modernleştirme gayretindeki İlerici İttihat Terakkiye karşı Abdülhamid’in  Kışkırttığı gericilerin bir isyanı olduğu söylenegelmiştir. Oysa yukarıda yaptığımız alıntı bu olayın İttihat Terakki’nin bir tertibi olduğunun gösteriyor. Bu elbette bu son derece karışık olayın bir yönü. Zaten Ali Fuat Türkgeldi “görüp işittiklerim” adlı eserinde

“Talat Paşa’nın Abdülhamid’in 31 Martta medhali ( dahil değildir b.n) yoktur” dediğini yazmaktadır. Esasen Hadise’nin Abdülhamid tarafından tertip olunduğu görüşü artık iyice zayıflamış bir görüştür. Soy Kemalistler bile bu teze itibar etmiyorlar.

Hadise nasıl bir tertipdir. Mustafa Turan’ın anlattıkları maksatlı mı yazılmıştır? Hayal Mahsulü müdür?  M. Turan’ın anlattıklarına hangi sebepten itibar edilmemektedir. İşin bu kısmı anlaşılamamaktadır. Peki hadise nasıl vuku bulmuş dur? Ayaklanmaya ön ayak olan Hamdi Çavuş kimdir? Bunu cumhuriyet döneminin önemli tarihçilerinden (kendisi bir yanıyla Resmi Tarihçi olarak da görülebilir) Yusuf Hikmet Bayur’dan okuyalım.

“12/13 Nisan gecesi bir çok asker, subaylarını kışlalarında hapseder ve çavuşlar veya çavuş kılıklı elebaşı birtakım subaylar başta Ayasofya-Sultanahmet alanında toplanırlar; biteviye havaya ateş ederek ortalığa korku salarlar ve bütün kışlalara postalar göndererek öbür askerleri kendileriyle birleşmeye çağırırlar. Önayak olanlar ve en azılılar arasında İttihat ve Terakkiyi desteklemek için Selanik’ten getirilmiş olan avcı taburlarının çavuş ve erleri vardı. Meşrutiyeti sağlamak amacıyla Niyazi Bey’le dağa çıkmış olan Hamdi Çavuş adında biri elebaşı olarak görünür”[4]

Sahte ferman okuyan, sahte zabitler ve paşalar kim tarafından ne amaçla yapıldığı belli olmayan hocaların ayaklanan kalabalığın içerisine zorla dahil edilmesi eylemi (acaba ayaklanmaya “irticai” bir görüntü vermek özellikle mi amaçlanmaktaydı.) ve ayaklanmaya ön ayak olan şahıs Hamdi Çavuş’un  “Hürriyet Kahramanı” Resneli Niyazi ile dağa çıkan kişi de olması, burada düşünülmesi gereken çok şey vardır. Aynı şahıs kısa bir zaman dilimi içinde önce meşrutiyet’in oluşturulması için Niyazi ve Enver beyler ile birlikte dağa çıkıyor. Sonrasında (meşrutiyet’in muhafazası için İstanbul’a getirilen) Avcı Taburları’nın başında “gerici” bir ayaklanmayı organize ediyor. Burada bir gariplik yok mu? Hadisenin çok yönlü bir tertip olduğu açık değil midir?

Esasen sonrasında Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olacak olan ve o tarihte Çatalca’ya gelmiş olan Hareket ordusunu komutanı Hüseyin Hüsnü Paşa’nın kurmayı olan kolağası Mustafa Kemal Bey İstanbul’a çekilen telgrafta çok ilginç açıklayıcı tesbitlerde bulunmaktadır. Yine Yusuf  Hikmet Bayur’dan okuyalım

“Aynı günde Hareket ordusu komutanı Hüseyin Hüsnü Paşa’nın biri İstanbul halkına beyanname biçiminde, öbürü de Genel Kurmaya iki teli vardır. Bunlar Mustafa Kemal’in   Kaleminden çıkmış olup onun üslup ve düşünce tarzını iyi aksettirirler.”[5]

Telgraf Metninin altıncı maddesi aynen şöyledir.

“Heyet-i fazıla-i ilmiye sertac-ı ihtiram ve ibtihacımızdır. Fakat melanet ve temin-i  menfaat-i adiye ve şahsiye maksadiyle yalandan kisve-i ilmiyeye bürünerek din-i şerif-i Muhammediyeyi  tezyif  ve istihfaftan çekinmeyerek teşmil-i mefsedete kalkışan birtakım hafiyeler ve menfaat- perestler elbette muktezay-ı şer’ ve kanuna göre muamele görmekten halas edilemeyeceklerdir.”[6]  

(bugünkü Türkçe ile şöyle: Seçkinler Heyetine saygımız büyüktür. Fakat kötülük ve adi ve şahsi çıkar maksadı ile yalandan ulema kılığına bürünerek  şerefli din-i muhameddiyeyi kullanmaktan çekinmeden bozgunculuğa kalkışan bir takım hafiyeler ve çıkarlarını kollayanlar elbette şeriatın ve kanunların icablarına göre muamele görmekten kurtulamayacaklardır)

 Bu metnin  bugüne değin fazla değerlendirilmemiş olması şaşılacak işlerdendir. Bayur  Kol Ağası Mustafa Kemal Bey’in durum icabı softa, gerici terimleri yerine hafiyeler den bahsettiğini söylemektedir. Bugünkü karşılığı ile ajan-provokatör olarak tanımlanan bu kişilerden kasıt açıktır. Kaldı ki Çatalca’ya gelmiş hareket ordusu kurmay başkanı kolağası  Mustafa Kemal Bey’in sözünü değiştirmesini icab ettiren bir durum da ortada gözükmemektedir. Dolaysıyla Bayur’un bu ifadeleri onun önemli bir tarihçi olmasına rağmen resmi tarihçilik uğruna gerçekleri feda etmesi olayların açık bir kışkırtma ya da düzen olması gerçeğini değiştirmiyor. 

Peki Derviş Vahdet-i ve İttihadı Muhammedi olayların neresindedir onu da haftaya ele alalım.



[1] Şeyhülislam Cemaleddin Efendi, Siyasi Hatıralar (1908-1913) Tercüman Binbir temel Eser, İst 1978, s:49-50

[2] Mustafa Turan , Elli Beş Yıldır Esrarı Millettten Gizli Kalmış Olan Taşkışlada 31 Mart, Aykurt Neşriyat, İst,1964 s:49-50

[3] Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılabı Tarihi, Cilt 1, Kısım 2, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1983, s:184 

[4] Bayur, age, s:185

[5] Bayur ,age,s: 200

[6] Bayur, age, s:200

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim