• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 16 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

'24 Kasım Öğretmenler Günü' Darbecilerin Hediyesidir!

24 Kasım Öğretmenler Günü Darbecilerin Hediyesidir!
“Öğretmenler Günü kutlanacak! Kutla!” mantığının ürünü olan bir günü ne ikram ne de armağan olarak görmek mümkün değil.
Özgür Eğitim-Sen AR-GE Başkanı Ali Aydın, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada 12 Eylül’ün bir icadı olan “öğretmenler günü”nü darbelerin eğitim üzerindeki sembolizmi olarak niteledi. Aydın, “24 Kasım olsa olsa 12 Eylül darbesinin eğitim camiasına bıraktığı kötü bir hatıra olarak düşünülebilir.” dedi.

Açıklamanın tam metni:

EĞİTİM ÜZERİNDE DARBE SEMBOLİZMİ: 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ

20. Yüzyıl bir anlamda, Hakikati; Pozitivist, Aydınlanmacı değerler dizisi doğrultusunda resmi ve ideolojik vesayet altına alan, kendinden menkul doğrularını toplumu oluşturan bireyler için tek gerçeklik olarak sunan, kendi vatandaşlarını dönüştürmek ve tek tipleştirmek için kaba bir toplum mühendisliğine soyunan devletlerin, laboratuvar çalışmaları olarak da görülebilecek uygulamalarına tanıklık edilen bir tarihsellik olarak da okunabilir.

Kuşkusuz toplumda türdeşlik yaratma amacı modern devletlerin bir hevesi olarak salt emredici/buyurgan bir eda ile zora dayalı olarak mümkün kılınamazdı. Bunun için kitlesel zorunlu eğitim kültürel türdeşlik sağlamanın bir aracı olarak seferber edilirken resmi ideolojinin rızaya dayalı kabulü bu düzenek içerisinde incelikli bir biçimde kurgulanan öğretmenin maharetli ellerine bırakılmıştı. Dolayısıyla denilebilir ki yüceltilen/ululanan aydınlanmış/misyoner öğretmen kimliği, bir resmi ideolojisi olan devletlerde böyle bir vazifenin ifa edicisi olarak kutsanmıştır. Oysaki bu, gerçek anlamda öğretmenlik mesleğinin de ölümü anlamına gelmektedir. Eğer öğretmenin bir itibar kaybından söz edilecekse bu en başta öğretmene biçilen rolün topluma rağmen kurgulanması sonucunda içine düşürüldüğü meşruiyet krizinden kaynaklanmaktadır. Bu aynı zamanda modern ideolojik eğitimin de krizidir.

Türkiye’de siyasal alan toplumun merkeze yürüyüşünün imkânlarını barındırmış olmasına rağmen bugüne kadar hem siyasal hem de toplumsal alan doğal oluşum ve akışına bırakılmamış, tabir yerindeyse -ki bu tabir bize ait değildir- “balans ayarlarından” yakasını kurtaramamıştır. 1961, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat takvimde bir yıl ya da bir gün olmanın ötesinde bir darbeler külliyatının köşe taşları olarak toplumsal, siyasal ve ekonomik açıdan ülkenin kötürümleştirilmesinin müsebbibi olarak izah edilecek uygulamaların sahne aldığı acı zamanlardır. Türkiye’nin demokratik gelişmişliğinin konuşulduğu şu günlerde bile söz konusu tarihlerin yaratmış oldukları travma ve bıraktıkları izler hâlâ mevcudiyetini korumaktadır. Öğretmenler açısından düşünüldüğünde 24 Kasım Öğretmenler Günü 12 Eylül cuntasının bir icadı olarak bu izlerden yalnızca biridir. Tepeden inmeci, buyurgan, ne adına ve niçin intizam ve düzen verme hakkını kullandığı meçhul her türden askeri ya da sivil tutumu söz konu ettiğimiz sorunların aşılmasında bir engel ve asıl meseleleri tartışma alanının uzağına atan müdahale kaynakları olarak değerlendirebiliriz. Bundan sonra toplumun her kesimine düşen bu izlerin silinmesi sürecine katkı sunmaktır.

Her 24 Kasım’da bir yandan ritüelleşen tutumların seremonisi arzı endam etmekte bir yandan da öğretmenlerin maaşları sorunsallaştırılmakta; şart olduğu her fırsatta dillendirilen eğitimin cari uygulamalarının niteliği ile bu kompozisyon içerisinde öğretmene biçilen rol ise tartışılmama imtiyazını sürekli koruyarak gündem dışında tutulmaktadır. Öte yandan bir başka mesele ise 24 Kasım’ın kimler tarafından Öğretmenler Günü olarak ilan edildiği meselesidir ki biz bugünü en açık biçimde, 12 Eylül’ün bir icadı, darbelerin eğitim üzerindeki sembolizmi biçiminde ifade ediyoruz. 24 Kasım olsa olsa 12 Eylül darbesinin eğitim camiasına bıraktığı kötü bir hatıra olarak düşünülebilir. “Öğretmenler Günü kutlanacak! Kutla!” mantığının ürünü olan böyle bir günü ne ikram ne de bir armağan olarak görmek mümkün değildir. Kaldı ki herkese bir gün kontenjanından öğretmenlerin de nasibi olsun denilerek illa öğretmenlere bir gün tahsis edilmek isteniyorsa, UNESCO’nun 1994 Yılında 5 Ekim’i Dünya Öğretmenler Günü olarak kabul ettiğini hatırlatabiliriz.

ÖZGÜR EĞİTİM-SEN

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim